Sapanca’nın bugünkü nüfusunun belki de üçte biri, o siyah-beyaz 70’lerin rüzgârını bu gölün kıyısında birer çocuk olarak soludu. Şimdi söz sizde: Siz, kendi çocukluğunuzun 70’ler Sapanca’sını nasıl hatırlıyorsunuz?...
15 Temmuz 2016… Ülke alevler içindeyken, Sapanca küçücük bir karınca gibi ateşi söndürmek için su taşıyordu. Ne geri çekildi ne sustu. Kenan Alpay, şahit olduğu o geceyi “Darbeye Direnen Kalemler” kitabında anlatıyor; Sapanca’nın tarihe nasıl izler bıraktığını gözler önüne seriyor....
Bir sandalye düşünün; sade ama vakarlı… Samanlı Dağları’nın gür ormanlarından kesilmiş, kökleri kadar sağlam bir kestane ağacından. Üzerinde oturan değişir ama ağırlığı hep aynı: “memleketin yükü.” Sapanca'nın kaymakamlık serüveni, bu sandalyeye oturan isimlerle değil, O isimlerin arkasında bıraktığı izlerle yazıldı. Teşekkür ederiz Abdurrezzak CANPOLAT… Hoş geldiniz Şaban Arda YAZICI…...
Yıl 1922. Büyük Taarruz’un habercisi tren 17 Haziran'da Sapanca’da durur. Mustafa Kemal iner vagondan. Karşısına bir çocuk çıkar: Sapancalı Nezihi. Elinde sapanı, gözlerinde memleket sevdasıyla dimdik durur ve der ki: “emellerinizin arkasındayım”...
Bir şehri bazen tek bir bakışla tanırsınız. Sapanca’ya atılan ilk bakış, otoban gişelerinin önündeki dönel kavşak ile başlayacak. Orası yalnızca bir yol ayrımı değil; gelen için sıcak bir merhaba, giden için unutulmaz bir hatıra olacak. Bu yüzden o kavşağa sadece peyzaj değil, anlam da ekleyebiliriz....
Şehirler, taşlara kazınan yazılarla değil, anlatılan hikâyelerle yaşar. 1957 yılında Hayrettin UYSAL tarafından yazılan Sapanca adlı bu kitap, güzel ilçemizin belediye tarihinde ilk kez kendi tarihini kayıt altına aldığı bir hatıradır. Hem kitap hem de yazarı, Sapanca’nın kültürel ve toplumsal dokusuna dair zamansız bir tanıklıktır....
İpek Yolu, Sapanca’dan geçerken sadece tüccarları değil, kültürü ve tarihî izleri de taşıyordu. Bu kültürel mirası hatırlamak ve yaşatmak hâlâ mümkün. Önemli olan, geçmişle bugünü dengede tutarak, bu toprakların hikâyesini geleceğe taşımak....
19 Mayıs’ın "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kutlanmasını sağlayan kişinin Sapancalı olduğunu biliyor muydunuz? Üstelik Beşiktaş’ın kurucularından ve 6. başkanı! Özetlenemeyecek kadar dolu bir hayat… Gelin, bu unutulmaz hikâyeye birlikte bakalım!...
Osman Nuri Erdoğan, 1989-1999 yılları arasında Sapanca Belediye Başkanıydı. Dostlarının gözünde "Çalıkoğlu", halkın gözünde ise tam bir "Robin Hood". Onun hayatı, tarih, kültür, sanat ve sporla yoğruldu; emek ve mücadeleyle şekillendi. Hem üretti hem de halkıyla paylaştı....
Ben Prof. Dr. Aydın YILMAZER. Sapanca’nın kalbinde atmaya başlayan bir çocukluk hikâyesi, zamanla akademinin nabzında olgunlaştı, sonunda memleketimin damarlarında belediye başkanı olarak can buldu. Şimdi ise kalbimize düşen bir başka ritim var: Turizm....