Sapanca INFO

Edebiyat Karın Doyurmaz Çay İçirir

Rakamların körelttiği ruhumuza, kelimelerin şifasıyla yeniden hayat vermenin vakti gelmedi mi? Edebiyat karnımızı doyurmaz belki; fakat bir bardak çayın deminde donmuş duygularımızı yeniden eritir. Sizi, sayıların kibrini geride bırakıp, o sınıfsız muhabbetin doğasına davet ediyoruz. Gelin… Edebiyat sofralarında buluşalım.



Televizyonu açmak da,
sosyal medyanın gürültüsüne karışmak da
artık ciddi bir yürek işi.

Sokaklarımız öfke sarmalı,
okullarımız şiddetin gölgesinde,
dillerimiz ise ne yazık ki
zehir saçıyor.

Bakışlarımızdaki o eski,
o kadim dostluk çekildi;
yerini
“rakip” ya da “düşman” arayan
amansız bir teyakkuza bıraktı.

İnsan türü,
her şeyi rakamlarla ölçmeye başladığı
o kapitalist çarkı çevirdiğinden beri,
ruhunu bir kenarda unuttu.

Rakamların o soğuk saltanatında,
kelimelerin boynu büküldü.

Edebiyatı sadece bir
“boş zaman uğraşı” sanmaya başladık;
para kazandırmayan ne varsa
“değersiz” ilan edip
hayatın dışına ittik.

Sonuçta ne mi oldu?

Rakamlar devasa boyutlara ulaştı
ama insanlığımız
aynı hızla küçüldü.

Nicelik, niteliğimizi yuttu;
hesaplar, hasletlerimizi boğdu.

Herkes bir çarenin peşinde;
ancak işin en hazin yanı,
bir çıkış yolu ararken bile
gözlerimiz yine
banka hesaplarındaki rakamlarda…

Aradığımız çözüm eğer bir servet vaat etmiyorsa,
onu “çözüm” saymıyoruz.

Maddi karşılığı olmayan hiçbir iyileşmeye
itibar etmiyoruz.

Bizim önerimiz ise
ontolojik emanette saklı:
“Ruhumuzu geri kazanmak.”

Yeniden kelimelerin şifasına sığınmak,
edebiyatın o vakur ve güvenli limanına
dönmek…

Çünkü:
“Güzel bir söz, kökü yerde sabit,
dalları gökte olan güzel bir ağaç gibidir.”
(İbrahim Suresi: 24)

Rakamlar bizi
rekabetin buz kesmiş yalnızlığına iterken;
kelimeler bizi
birbirimize bağlar.

Aramıza örülen o tel örgüleri kaldırır
ve bizi yeniden,
gerçek anlamıyla
insan” ile tanıştırır.

Zor… Farkındayız…

Alıştırıldık bir kere:

Her duygunun piyasa değerine,
her iyiliğin faturasına,
her dokunuşun kâr marjına.

Ve hep aynı soruya takıldık:
“Edebiyat karın doyurur mu?”

Yazar Sıddık Akbayır ’ın cevabı
basit ama derin:

“Edebiyat karın doyurmaz çay içirir.”

Anladık ki
edebiyatın serveti,
bir bardak çayla başlar.

O çay,
rakamların soğuk masasında değil;
kelimelerin gönül sofrasında
ikram edilir.

Sınıfsızdır.

Yağmur gibi
herkesi eşitler.

O yüzden şekersiz içeriz;
dostun muhabbeti
tatlandırır yüreğimizi.

İnce belli bardakta içeriz;
sıcaklığı
içimizdeki buzları eritir.

Kaşık sesiyle
sohbeti bölmeyiz.

Yanına bir dilim limon isteriz;
içimizdeki o sinsi pası
alsın diye…

Bir tek demlik yeter.

Cüzdanın doluluğu değil,
ruhun tokluğu belirler
sofranın zenginliğini.

Çünkü biliriz:
Ruhu aç olanın
cüzdanı ne kadar dolu olursa olsun,
o kişi hep yoksuldur.

İşte bu yüzden
sizi niceliğin kör uğultusundan çıkarıp
kelimelerin dingin doğasına,
Sapanca’ya davet ediyoruz.

Edebiyatın ve muhabbetin sadık muhafızları
Cemal Karaağaç,
İsmail Koç,
Serkan Adıyaman,
Yasin Adıyaman,
Aziz Soylu,
Eymen Özçelik,
sizi Bostancı’nın kahvesinde misafir etsin.

Rakamların kibrini
Sapanca’nın rüzgârına beraber savurun;
hikâyelerin ve dostluğun iklimini beraber yaşayın.

Kırkpınar’ın huzurunda
Kitap Kulübü’nde,
sahaf kokulu Dervişhane’de
kelimelerin ruhunu soluyun.

Yolunuz düşerse
Darıca Kent Park’ta,
Wisemaple Akademi Cafe’de
Vedat Sevgigör’ün ince belli çayında
hayatın özünü tadın.

Göreceksiniz:
Bir dostun “hoş geldin” deyişinde,
bir sahafın tozlu rafında,
bir kahve masasındaki derin sohbette
ruhunuz doyacak.

Çünkü dünya
hırsın değil,
bir bardak çayın deminde kurulan
o insani bağların hatırına dönüyor.

Rakamların zincirini kırıp,
kelimelerin özgürlüğünde yeniden insan olmak için;
edebiyat sofralarında buluşalım…

Ne dersiniz?


Kaynak
Cemal KARAAĞAÇ
Vedat SEVGİGÖR
Yasin ADIYAMAN
Eymen ÖZÇELİK
İsmail KOÇ
Serkan ADIYAMAN

Kırkpınar Kitap Kulübü
Sapanca’da Dervişhane Sahaf
Sapanca Kulis Merkezleri
Hatice AYDOĞDU | Edebiyat-ı Çay



2 Yorum

Aziz Soylu 22 Nisan 2026 at 17:50

Bu oluşumu Cemal KARAAĞAÇ abimizin önderliğinde oluşuma geçirelim her zaman edebiyat için birlik olalım

Cevapla
Cemal Karaağaç 22 Nisan 2026 at 22:18

Aziz yorumuna ve bana iliştirdiğin işlevi edebiyatın sonsuz evreninde beraberce kuralım Sapanca’da. Bahar bitmeden Sapanca’da Sapancalı Edebiyatçılar buluşmasının planlamalarına dalalım, unutulmuş ve unutulmaması gereken edebiyat dostlarımızla. Yakında bir buluşma için günlerimizi sadeleştirelim ve estetik bir buluşmanın davetini kuralım. Bu çağrım, bu yazıda adı geçen ve hafızamızın bize oynadığı oyunlarla adı şimdi aklımıza gelemeyen dostlarımızı da unutmadan.

Cevapla

Yorum Yap

İçimdeki BEN, Dışımdaki SEN ve SAPANCA ...