Sapanca’nın bugünkü nüfusunun belki de üçte biri, o siyah-beyaz 70’lerin rüzgârını bu gölün kıyısında birer çocuk olarak soludu. Şimdi söz sizde: Siz, kendi çocukluğunuzun 70’ler Sapanca’sını nasıl hatırlıyorsunuz?...
Biz sizi, Mahmudiye’de, Hasan Fehmi Paşa Camii’nin avlusundan Sapanca’ya bakmaya davet ediyoruz. Aklın kalple hizalandığı, ahlâkın hevesi terbiye ettiği o kadim yerden bir dua etmeye; “Allah hevesimizi tazelesin” diye....
Kurtköy’ü anlamadan Sapanca’yı tam manasıyla kavramak kolay değildir. Çünkü bu topraklarda, sahibine ulaşmayı bekleyen binlerce yıllık bir selam var; ta Bitinya Kralı'ndan Belediye Başkan Yardımcısı Burak KOÇ’a uzanan… Biz; Kurtköy Kalesi’nin o yorgun taşlarını dinleyerek, Demir Kapı efsanesinin izini sürerek bir panorama çizmeye çalıştık. O kadim selamı hem anlamak hem de hakkıyla hatırlatmak için....
Hayatımıza sıkça “değişim” adı altında yeni kararlar giriyor. Kâğıt üzerinde her şey yasal, planlı ve mantıklı görünse de, sahada aynı karşılığı bulmuyor; değişim ile yaşam arasındaki bağ kopuyor. Bu kopukluk ilerleme vaadini zayıflatıyor, toplumsal dokuyu inceltiyor, aidiyet duygusunu sessizce aşındırıyor. Asıl soru şu: Neleri değiştirmemek gerek?...
1950’lerde Sapanca’ya gelen elektrik, kasabanın kaderine tutulan titrek bir aydınlıktı. O gün yanan lambalar sadece evleri değil, hayalleri de aydınlattı. Işık, bir imkândı; ilerlemekti, umut etmekti. Ama bugünlerde, modern dünyanın tüm vaatleri, bir anda mum arayan ellerin telaşında kaybolabiliyor. Tıpkı hayat gibi…Bir varmış, bir yokmuş dercesine; sessiz ve geçici....
Yeni bir yıla girerken hepimiz umut ararız. Ama umut, süslü sözlerde değil; yan yana gelen omuzlarda, tutuşan ellerde, birlikte yere basan adımlarda yeşerir. Bu topraklar ayazı da gördü, yoksulluğu da. Ama bu yollar hiç yalnız yürünmedi. Cilveloy Nanayda, neşeyle direnmenin, ayakta kalmanın ezgisidir. Yeni yıl hatırlatsın: Birlikte olursak, hiçbir kış uzun sürmez....
Hayret, insanın Allah’a açılan ilk kapısıdır. Bu kapı kapanınca, insan da kapanır. Yapay zekâ ve hız çağında, insan her şeyi biliyor ama hiçbir şeye hayret etmiyor. Ama Sapanca… Hâlâ durup baktırıyor, içimizdeki hayreti uyandırıyor. Belki de bu yüzden hâlâ insana iyi geliyor....
Bir kadın bir kitabın sayfasını çevirdi mi, işte o an başlar değişim. Kırkpınar Kitap Kulübü de Sapanca’da bu değişimin yuvası gibi… Okudukça kafalar açılır, dertler hafifler, cesaret çoğalır. Kadın güçlenince ev de güçlenir, mahalle de, Sapanca’nın ruhu da…...
Hız çağında kitaplar geri planda kalsa da, Sapanca’daki Dervişane Sahaf hâlâ kelimelere ev sahipliği yapıyor. 2019’dan bu yana felsefe kökenli iki idealistin kurduğu bu mekân, sadece sahaf değil; muhabbetin, paylaşımın ve kültürel buluşmaların adresi. Kitap takasından film gösterimlerine uzanan etkinliklerle, Sapanca’da kitapla kurulan bağın hâlâ güçlü olduğunu gösteriyor....
Şehirler, taşlara kazınan yazılarla değil, anlatılan hikâyelerle yaşar. 1957 yılında Hayrettin UYSAL tarafından yazılan Sapanca adlı bu kitap, güzel ilçemizin belediye tarihinde ilk kez kendi tarihini kayıt altına aldığı bir hatıradır. Hem kitap hem de yazarı, Sapanca’nın kültürel ve toplumsal dokusuna dair zamansız bir tanıklıktır....