Sapanca geceleri kimseyi korkutmaz ama kimseyi de dışarı çağırmaz. Gündüz turist kalabalığından nefesi daralan ilçe, gece olunca içine kapanır. Sokaklar birer birer sessizliğe gömülürken, Samanlı Dağları’ndaki ışıklar küstahlaşır. Ve işte o iki manzara arasındaki fark büyüdükçe, bir hüzün çöker Sapanca’ya. Çünkü, ilçenin ritmi gündüze mecbur, geceye kırgındır.
Sapanca’nın gecesi korkutmaz kimseyi.
Ama çağırdığı da pek söylenemez.
Gündüz göl kenarı kalabalık, yol dolu, masa dolu…
Akşam olunca ilçe yavaş yavaş içine çekilir.
Sanki “bugünlük bu kadar” der gibi.
Gündüz Sapanca misafirini sever.
Çay verilir, kahve verilir, fotoğraf çekilir.
Gelen gider, giden paylaşır.
Hareket var, ses var, hayat var.
Ama güneş batınca işler değişir.
Bir dükkân kapanır, sonra bir tane daha.
Işıklar azar azar söner.
Sokakta kalmak için sebep azalır.
Gece, erkenden eve dönülür.
Eskiden böyle miydi?
Bir zamanlar akşam olunca hayat bitmezdi.
Kapı önüne sandalye atılırdı.
Komşu komşuyu görürdü.
Bir evden çay kokusu gelirdi,
bir sokakta çocuk sesi duyulurdu.
“Gel otur” lafı gerçekten gelmek içindi.
Gece evlerin içine kapanmazdı,
sokağa yayılırdı.
Herkes birbirini tanırdı,
kim nerede bilinir, kim eksik fark edilirdi.
Şimdi öyle değil.
Hava karardı mı herkes kendi evine çekiliyor.
Evler yan yana ama hayatlar ayrı.
Merkez sessizleşiyor.
Samanlı‘da ışıklar yanıyor,
Sapanca’da çarşı erken uyuyor.
Yukarıda hayat var gibi,
aşağıda yorgunluk.
Bu sadece turizm meselesi değil.
Bu biraz da “birlikte yaşamaktan vazgeçmek” meselesi.
Sapanca gündüz kullanılan,
gece sessizce bırakılan bir yer gibi oldu.
Kimi bu sessizliği huzur sanıyor,
kimi işini yapıp kapısını kapatıyor.
Ama sonuç değişmiyor:
Gece paylaşılmıyor.
Oysa bir memleketin gecesi,
eğlenceyle değil;
açık kalan ışıkla,
çay koyan komşuyla,
“bir uğrayayım” diyebilmekle ölçülür.
Sapanca’nın sadece gölü çekilmiyor.
Geceleri de yavaş yavaş geri çekiliyor.
Bir yerin ruhu kalabalık gündüzde değil,
akşam olunca kimin kaldığında belli olur.
Sapanca geceleri hâlâ güzel olabilir.
Ama bunun için biraz dışarı çıkmak,
biraz birbirine bakmak,
biraz da acele etmemek gerekir.
