Sapanca’nın ruhunu görünür kılmak ancak ruhu olanların işidir. Onur Arapoğlu; Samanlı Dağları’nın zirvesinden Sapanca Gölü’nün derinliğine uzanan kadrajıyla, bu coğrafyanın saklı kalan tarafını ortaya çıkarıyor. Onun objektifine yansıyan bir su samuru ya da bir yaban izi; yalnızca estetik bir kare değil, bu toprakların hâlâ yaşadığının en dürüst kanıtıdır. Çünkü insan, ancak gördüğünü tanır, tanıdığını korur.
Mustafa Sandal’ın “Araba” şarkısındaki o meşhur nakarat,
sanki bugünümüzü özetliyor:
“Onun arabası var, güzel mi güzel?
Şoförü de var, özel mi özel?
Bastı mı gaza, gider mi gider?
Maalesef ruhu yok,
onun için hiç şansı yok.”
Samanlı Dağları ışıl ışıl,
Sapanca Gölü kalabalık,
bakiyeler ise kabarık…
Peki, Sapanca’nın ruhu nerede?
Bu sorunun cevabını tek bir tanıma hapsetmek,
aradığımız hakikate haksızlık olur.
Ancak emin olduğumuz bir gerçek var:
Sapanca’nın ruhunu;
sadece görünmek için göl kenarına gelenler ya da
toprağın üzerinden hızla geçenler bulamaz.
Çünkü Sapanca ruhu;
insanın insanla kurduğu sahici ilişkide,
ayağın toprağa temasında,
kişinin Yaratıcı ile kurduğu o sessiz
içsel diyalogda saklıdır.
Çünkü Sapanca ruhu;
Sapanca Gölü’nün derinliğindeki sessiz anlaşmada,
Samanlı Dağları’ndan hayat aynasına yansıyan
huzurlu dengede gizlidir.
…
Bu yazımızda sizi; Sapanca Ruhu‘nun peşine düşen,
bu coğrafyanın saklı ve gizlisi ile hemhal olan bir isimle tanıştırmak istiyoruz:
Onur Arapoğlu.
Onur, çalışmalarını şöyle tanımlıyor:
“Doğanın sunduğu eşsiz anları profesyonel bir şekilde görüntülüyorum.”
Ancak bu sade cümlenin ardında;
derin bir sabır,
keskin bir sezgi ve
doğanın kalbindeki o asil yalnızlık var.
Onun için bir kare;
sadece estetik bir görüntü değil,
o ele avuca gelmez Sapanca Ruhu‘nun dondurulmuş bir an’ı,
tekrarı olmayan bir şahitliğidir.
O bize, kalabalığın gürültüsünde yitip giden,
bazen gözümüzün önünde olsa da fark edemediğimiz
o ürkek canlılığı her karesinde yeniden yaşatır.
Çünkü Onur Arapoğlu,
sadece yaban hayatına gönül vermiş bir kâşif değil;
bu coğrafyanın dilini,
sükûtunu ve fıtratını bilen
gerçek bir Sapancalıdır.
…
Peki… bu bizim için neden önemlidir?
Çünkü;
bir su samurunu görüntülemek,
gölün hâlâ canlı olduğunun işaretidir.
Samanlı Dağları’nda bir yaban izine rastlamak,
doğanın hâlâ kendini koruyabildiğinin kanıtıdır.
Onur aslında şunu söylüyor bize:
“Burada hâlâ yaşayan bir denge var.”
Eğer bugün bu yaban hayatı kayıt altına alınmazsa,
yarın çocuklarımıza Sapanca’yı anlatırken
elimizde sadece otel broşürleri kalacak.
Onur’un bırakacağı arşiv,
gelecekteki Sapancalılara bırakılacak en dürüst mirastır;
geleceğin “bilinmezliği” karşısına,
bugünün “varlığını” bir hafıza kalesi gibi dikmektir. …
Onun kadrajı,
modern dünyanın gürültüsüne karşı sessiz bir itirazdır.
Bir çocuk, su samurunu tanırsa,
o gölü kirletmeden önce düşünür.
Bir yetişkin, doğanın değerini fark ederse,
onu korumak için ses çıkarır.
Çünkü insan, bağ kurduğu yeri korur!
…
Son söz:
Belki de mesele sadece bakmak değil,
gerçekten görebilmektir.
Onur Arapoğlu,
Sapanca’ya bakanlardan değil;
onu hissedenlerden.
Onun kadrajı,
henüz kaybolmamış olanın en sade ifadesidir.
Ve belki de bu çağda en büyük cesaret,
Sapanca ruhunu fark etmek ve ona sahip çıkmaktır.
Kaynak
Onur Arapoğlu – YouTube Kanalı
Onur Arapoğlu – Instagram Kanalı
