Modern zamanın labirentinde, rakamların ve mülkiyetin gölgesinde asıl hazinelerimizi mi unutuyoruz? Vedat SEVGİGÖR, son şiiriyle bizi banka hesaplarından, borsa grafiklerinden ve “bir ev daha” hırsından çekip çıkarıyor; bakışlarımızı bir serçenin uyanışına, bir bebeğin kahkahasına ve gökyüzündeki o muazzam kızıllığa çeviriyor.
Dünya telaşına dalıp kaçırdığımız binlerce yağmuru ve ıskaladığımız gün doğumlarını hatırlatan bu derin sorgulama, zenginliğin gerçek ölçüsünü yeniden tanımlıyor. SEVGİGÖR ‘ün dizeleriyle, sahip olduklarımız ile gerçekten yaşadıklarımız arasındaki o ince çizgide yürümeye hazır mısınız?
…
Banka hesapları
Kripto paralar, borsa
Bir ev, bir ev, bir ev daha
Yastık altında ah biraz da altın olsa.
Dünyanın en güzel manzarasıdır oysa
Bir gün doğumunun kızıllığında
Uyanışı serçelerin
Annesinin kucağında
Kahkahası bir bebeğin
Ve her yağmur taze bir başlangıçtır hayata
Her gökkuşağı
Gökyüzünden inen umutların kaydırağı.
Binlerce yağmuru kaçırdık seninle ey meçhul
Binlerce gün doğumunu ıskaladık
Sahi kim zengin kim yoksul.

11 Yorum
Üstad kalemine yüreğine sağlık. Dizelerin gönlümüze değdi.
Yüreğine sağlık. Meçhule dalıp bugünümüze koskoca bir keşke bırakmasaydık.
İnsanı içsel bir muhasebeye sürükleyen şairler diyarı ustadlarindan biri olan Vedat Sevgigör den güzel bir şiir.
Çok içten doğal ve sade
Sevgili Vedat, kalemine sağlık, gönlüne sağlık… insanın ruhuna hitap eden dizeler…
👏👏
Gerçek zenginlik ve yoksulluğun ne olduğunu ortaya koyan bir şiir. Tebrikler.
Sevgili Vedat bey
Bir yerde hayat gerçeği diğer yanda muhteşem tabiat Gün doğumu, serçeler, bir bebeğin kahkahası ve yağmur… Hayatın ölçülemeyen ama hissedilen tarafı konuşmaya başlıyor. Burada zenginlik, sahip olmakla değil, tanık olmakla tanımlanıyor. Kaçırılan şey paradan çok zaman; yatırım yapılmayan şey, anı.
“Ey meçhul” hitabı, şiiri bir ilişki anlatısından çıkarıp kolektif bir yüzleşmeye dönüştürüyor. Bu meçhul kişi bir sevgili de olabilir, hayatın kendisi de. Son soruda ise şiir hüküm vermiyor, aynayı uzatıyor: Kimin zengin, kimin yoksul olduğuna karar verme yükünü okura bırakıyor.
Bu eseriniz yoksulluğu eksiklikte değil; zenginliği birikimde değil, fark edebilme cesaretinde arıyor.
Harika
Bizler kapitalizm etkisiyle başkalarının dayattığı hayatın peşinden koşarken, zaman aleyhimize işliyor. Halbuki yaşamak dediğin bir kaç kısa mutlu andan ibaret.
Bize kalacak olanın 2 metre toprak olduğunu ,hırsımız ile beyhude geçirdiğimizi ne güzel anlatmışsınız