Sapanca INFO

Mahmudiye’den Sapanca’ya Bakınca: Allah Hevesimizi Tazelesin

Heveslerimizin istikamet kaybettiği günlerden geçiyoruz. Kiminin hevesi iştahlı ve doyumsuz bir hırsa; kimininki ruhsuz bir rasyonalizmin dar koridorlarına, kimininki ise denetimsiz bir duyguculuğun rüzgârına savrulmuş durumda. Biz sizi, Mahmudiye’de, Hasan Fehmi Paşa Camii’nin avlusundan Sapanca’ya bakmaya davet ediyoruz. Aklın kalple hizalandığı, ahlâkın hevesi terbiye ettiği o kadim yerden bir dua etmeye; “Allah hevesimizi tazelesin” diye.



Belki siz de tam olarak o yolcusunuz;
hayatın gailesi omuzlarına binmiş,
kalbi eskisi heyecanları ile ısınmayan,
emeğinin karşılığını sadece rakamlarda ararken içindeki asıl hevesi yitiren…

Öyle ise gelin.
Sapanca yollarında biraz yürüyelim.
Yolumuz Mahmudiye’ye çıksın.

Hasan Fehmi Paşa’nın mirasına gidelim.
Avlusundan Sapanca’ya bakalım;
Sakin gölüne, suskun dağlarına,
Yapraklara dokunan rüzgârına,
ve gökyüzünde rızkının peşinde süzülen
o haddini bilen kuşlarına bakalım…

Bir an duralım…
Zamanın o gürültülü telaşını susturalım ve
o büyük iradeyi hatırlayalım:
Camii ile okulun aynı bahçede el ele yükseldiği günleri…
aklın ve kalbin birbirinden kopmaması için
inşa edilmiş o “dengeli bir hevesi” fark edelim.

Bazıları için heves,
İştahlı ve doyumsuzdur.
Onlar için göl huzur değil, bir turizm yatırımıdır;
dağlar tefekkür makamı değil, inşaat projesidir;
doğanın sesi şükür değil, bir reklam kampanyası sloganıdır.

Bazıları için heves,
duygusuz bir rasyonalizmin soğuk duvarlarıdır.

Her şey tablolara, grafiklere ve hesap defterlerine dönüşür.
Ölçer, biçer, sınıflandırır ama ruhu beslemez,
kalbi bir derece bile ısıtmaz.

Bazıları içinse heves,
denetimsiz bir duygunun başıboş savruluşudur.

Anlık bir heyecanla parlar,
sonra saman alevi gibi söner gider.
Akıl orada susar, ahlâk geri çekilir.

Oysa başka bir yolun mümkün olduğunu,
o taş avlu fısıldar bize:
Kalbin, aklın ve ahlâkın birlikte yürüdüğü bir yol.
Burada kalp, Allah’ı istikamet edinir.
Akıl, o istikametteki sınırları çizer ve doğruyu yanlıştan ayırt eder.
Ahlâk ise hevesi “insancaya” tercüme eder.
Bencilce bir arzuyu, başkasına dokunan bir iyiliğe;
ham bir heyecanı, köklü bir iradeye dönüştürür.

O zaman heves, geçici olmaktan çıkar;
insanı içten içe inşa eden,
yükünü hafifletmese de
taşıma gücünü artıran bir kuvvete dönüşür.

Şimdi o vakur kapıdan içeri girelim.
Ellerimizi açalım ve sadece dua edelim:


Allah’ım…
Aklımızı sadece hesap yapmaya değil, anlamaya ayarla.
Kalbimizi bir vitrin gibi değil, bir vicdan gibi diri tut.
Bizi sadece rakamların, grafiklerin ve
kuru başarıların soğukluğuna terk etme;
emeğimize şefkat, çabamıza merhamet sızdır.

Allah’ım…
Hevesimizi, sadece kendimiz için parlayan bir hırstan kurtar;
onu başkalarına dokunan,
yaralara merhem olan bir iradeye dönüştür.
Yolumuzu; kibirden uzak,
haddimizi bildiğimiz o ahlâkın aydınlığıyla birleştir.
Bize sadece ‘geçinmeyi’ değil,
‘yaşamayı’ ve ‘yaşatmayı’ da öğret.”


Dışarı çıktığımızda dünya yine aynı dünya olacak;
dertler yine omuzlarımızda.
Ama artık biz, o eski biz değilizdir.
Çünkü Allah,
hevesimizi tazelemiştir.

Yolumuzu ve haddimizi hatırlayalım diye
bu toprağına iz bırakan Hasan Fehmi Paşa’ya rahmet,
Hevesi taze, istikameti düzgün olanlara da Selam olsun!

Amin…

Kaynak
Hasan Fehmi Paşa Kimdir?
Sapanca Mahmudiye’nin Tarihçesi

2 Yorum

Hüseyin Hüsnü Güven 13 Şubat 2026 at 17:43

Yazı güzel olmuş. Sadece kendimiz için yaşamamak etrafımızdaki dostlarımız için kibirden uzak hoşgörü ve alçak gönüllü olmayı hatırlattığın için teşekkürler

Cevapla
İsmail tiryaki 13 Şubat 2026 at 18:40

Ve aleyküm selam Sapanca INFO. Sapancayı izlemek, koklamak, temaşa, tefekkür etmek için seçilecek en güzel yerdir orası. Güzel duana amin diyorum ama en güzel söze değinmeden geçmeyeceğim. Akıl, kalp, ahlak ve vicdan ile yaşamayı Allah’ım tüm dostlarıma nasip etsin. İşte elif gibi dost doğru olmanın yolu tebrikler Sapanca INFO.

Cevapla

Yorum Yap

İçimdeki BEN, Dışımdaki SEN ve SAPANCA ...