Sapanca INFO

Hediye Güral Gür: Sapanca Hikâyesinin Yeni Faslı

Göçlerin hatırası, bilimin merakı ve doğanın sessiz diliyle yazılmış bir yerdir Sapanca. Bugün ise tarihi bir kavşakta; bir yanı geçmişin köklü hafızası, diğer yanı modern dünyanın çağrısı. Bu yön tayini, sadece bir tercih değil; bir emanetin taşınmasıdır. Bu sorumluluk, yerel aktörler tarafından Hediye Güral Gür ’e teslim edildi. Sapanca’nın yeni faslını, ufku açık bir geleceğin ortak anlatısına dönüştürsün diye…



Tolstoy der ki:
“Tüm muhteşem hikâyeler iki şekilde başlar:
Ya insan bir yolculuğa çıkar
ya da şehre bir yabancı gelir.”

Sapanca’nın hikâyesi de
hep o “yabancının” gelişiyle şekillendi.

Kimisi
Kafkas Dağları’ndan,
vatanını bir bohçaya sığdırıp
yeni bir “hayat” aramaya geldi.

Kimisi
Tuna’nın serinliğini sırtında taşıyarak
bu topraklara ulaştı.

Kimisi ise
elinde bilimin feneri,
kalbinde doğaya duyulan o kutsal merakla geldi:

Curt Kosswig gibi.

O,
Bir yabancı olarak geldi
ama bir mütercim gibiydi.
Gölün binlerce yıldır kimseye anlatamadığı hikâyelerini
dinleyen bir “kulak” gibiydi.

Bilimi bir fırça gibi kullandı;
Sapanca’nın derinliklerindeki ekosistemi
dünyaya bir sanat eseri gibi nakşetti.
Suyun dilini insana,
doğanın gizemini bilime tercüme etti.

Yıllar geçti…

Zamanla Sapanca,
gölün sessizliğini
ve toprağın bereketini
misafirlerine açılan bir kapıya dönüştürdü.

Bu dönüşümün eşiğinde,
kendi emeğiyle geleceğe yürürken;

2025 sonbaharında
Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) sandıkları
Sapanca toprağına kuruldu.

O sandıklar,
Sapanca’nın yeni hikâyesini
ulusal bir dile tercüme etme fırsatı sundu.

Yerel aktörler tam bu noktada
ortak bir irade sergiledi.

Bu sorumluluğu;
geçmişin mirasını modern bir vizyonla harmanlayabilecek
güvenilir bir limana
teslim edilmesi gerektiğine karar verdiler.

Böylece bu emanet,
Hediye Güral Gür ’ün omuzlarına bırakıldı.

Sapanca’nın bu yeni hikâyesi,
modern bir geleceğin anlatısına dönüşebilir.

Elbette bu dönüşüm,
Sayın Hediye Güral Gür ’ün Sapanca’nın yeni Curt Kosswig’i
olmayı tercih etmesiyle bambaşka bir ivme de kazanabilir.

Acaba bugün yeni bir Kosswig olmak nasıl mümkün olabilir?
Biz de bu noktada şöyle bir durup merak ettik,
fikirlerimizi paylaştık:

Ekonomik büyüme, ekolojik sadakatle anlam kazanabilir;
Turizmin başarısı yalnızca doluluk oranlarıyla değil;
gölümüzün su seviyesi ve havzamızın biyolojik çeşitliliğiyle de değerlendirilebilir.

Betonun karşısında toprağın sözcüsü olunabilir;
Turizmin kalitesini artırırken, eşsiz doğamızı kısa vadeli
kâr hırsına kurban etmeyen bir yönetim anlayışı benimsenebilir.

Yerel halk, hikâyenin öznesi haline getirilebilir;
Sapanca’nın gerçek sahipleri kendi topraklarında birer “izleyici” olmaktan çıkarılabilir;
yerel esnaf ve kültür bu yeni dönemde hak ettiği onurlu payı alabilir.

Tanıtım, bir koruma kalkanına dönüşebilir.
TGA’nın gücü, Sapanca’yı yalnızca bir eğlence rotası olarak pazarlamak için değil;
aynı zamanda dünyanın en nadide “doğal miraslarından biri” olarak tescil ettirmek için kullanılabilir.

Son Söz

Bu yeni fasıl,
Tolstoy’un dediği gibi
yine “yabancı” ile başlayabilir.

Ancak biz biliyoruz ki
Sapanca’yı gerçekten sevenler için
kimse yabancı değildir.

Hediye Güral Gür’den beklentimiz,
sadece bir kentin tanıtımı değil;
bir doğa harikasının
hayatta kalma mücadelesine katkıdır.

Çünkü bizler,
bu mavinin ve bu yeşilin içindeki
ortak bir kaderin paydaşlarıyız.


Kaynak
Bir Gün Sapanca’ya O Geldi; Curt KOSSWIG

1 Yorum

Hüseyin Hüsnü Güven 15 Mayıs 2026 at 17:58

Sapancanın geleceği için Sorumluluk yükleyici betimleyi bir yazı olmuş. Eline diline sağlık

Cevapla

Yorum Yap

İçimdeki BEN, Dışımdaki SEN ve SAPANCA ...