Sapanca INFO

Sapanca’nın Geleneksel Sorunu: Tescilli Evler, Kayıt Dışı Dertler!

Tescil ettik, unuttuk… Koruyacağız sandık, çürümeye terk ettik! Sapanca’nın geleneksel evleri sadece taşla, toprakla değil; alın teriyle, çileyle, sabırla örülmüş canlı tarih sayfalarıdır. Her biri, bir dönemin sesi, bir neslin hatırasıdır. Bugün ilçemizde “Sivil Mimarlık Örneği” diye tescillenmiş 30 ev var. Onlardan biri de Sapanca halkının “Maliyeci Süleyman” diye tanıdığı, İstiklal Madalyası sahibi 99 yaşındaki Süleyman Ersöz amcamızın ömrünü adadığı evdir.



“Hikâyelerini kaybeden milletler önce kendi tarihlerini boğazlar” der İhsan Fazlıoğlu. Çünkü bir milletin kalbi, anlatılamamış hikâyelerin sızısıyla atar. Bazen o hikâye, gıcırdayan eski bir kapı sesi olur… Bazen tozlu bir tavan arasında unutulmuş ninemizin sandığı…

İşte geleneksel Türk evleri tam da budur: Sessizliğin içinde konuşan hafızalardır. Onlar sadece dört duvar değil; dedemizin çaktığı çivi, nenemizin dualı perdesi, çocukluğumuzun soba kokusudur. Anadolu’nun her köşesinde; toprağın rengine, havanın serinliğine, insanın sabrına bürünerek yükselmişlerdir. Taşla değil, insanla yoğrulmuşlardır.

Sapanca’da da durum aynıdır. Geçmişin izleri, hâlâ ayakta kalan o evlerin çatısında, duvarında, gölgesinde yaşamaya devam eder.

Çarşı içindeki Meryem Boycan, Selahattin Bilgin ve Balkayalar evleri…İstiklal Caddesi’nde Şaban Ok’un evi…Camicedit Mahallesi’nde Mustafa Yığın’ın evi…Kemalettin Sami Paşa Caddesi’nde Yusuf Kemal Eker, Sefer Efendi ve Nuran Özduman’ın evleri…Yanık Mahallesi’nde Ziya Ertekin’in evi…

Her biri sadece bir yapı değil; bir dönemin nefesi, bir neslin hikâyesi, sabrın, zarafetin, görgünün taş olmuş hali.

Bizim hikâyemiz ise, Sakarya Üniversitesi’nden Serap Ekşi’nin 2011 yılında yüksek lisans tezinde “Adem Ersöz Evi” olarak tanımladığı, yerel halkın ise “Maliyeci Süleyman Amca’nın evi” diye bildiği o mütevazı yapıda gizli.

Ya da diğer bir tanımlamayla Kuaför Aynur ablanın evi… Sapanca’nın nice genç kızının söz telaşıyla adım attığı, nişan heyecanıyla süslendiği, düğün sabahı kalbi çarparak hazırlandığı bir evdi o… Kuaför Aynur Abla’nın makası sadece saç kesmezdi; hatıralara şekil verir, yıllara iz bırakırdı.

Yıl 1992…

Süleyman Amca’nın kapısı çalındı bir gün. Hiç tanımadığı birkaç kişi geldi; boyunlarında kravat, ellerinde evraklarla…

“Amca” dediler, “evini tescilledik. Artık sivil mimarlık örneği olarak koruma altına aldık.”

Süleyman amca şaşırdı. Gözlüğünün ardından dikkatle baktı, “Hayırdır evladım, neden ki?” diye sordu.

Dediler ki:

“Bu ev geçmişin izlerini taşıyor. Gelecek kuşaklara örnek olsun, unutulmasın diye koruyacağız.”

Süleyman amca; bu toprak, bu millet, bu devlet için babasını Mısır cephesine gönderip oğlunu da asker yapan bir adamdı.  Ne zor bir yük ne büyük bir fedakârlık… Ama o, hiçbir zaman görevden kaçacak adam değildi.

“Vatan sağ olsun” dedi.

Yılların emeğini, anılarını, duvarların kokusunu, gölgesini… Hiç itiraz etmeden teslim etti. Çünkü, kendisine söz verilmişti. Çünkü, bu topraklarda bir söz verilmişse tutulurdu.

Yıl 2018…

Aradan tam 26 yıl geçti. Ne gelen oldu ne giden. Ne bir çivi çakıldı o eve, ne bir “hâl hatır” soran çıktı. Koruyacağız dedikleri kapı, kilit üstüne kilit yedi.

Süleyman amca merak etti. Bastonuna yaslandı, duasını diline aldı, derdini yazıya döktü, CİMER’e gönderdi:

“Evladım,” dedi, “ya yapın şu evi… ya da geri verin, girip bir dua edeyim.”

Ama gelen cevap, adeta yüreğinden vurdu: ‘Mevcut durumun devamına…’

Yıl 2025…

Süleyman amca tam 33 yıldır o eve bakıyor. Her sabah bastonunu kapının önüne sürerken, her akşam iç çekerek dönüyor. Ne sözler yerine getirildi ne evi geri verdiler. Ne içine girmesine izin verdiler ne bahçesine bir domates dikebileceği fırsat sundular.

‘Koruyacağız’ dediler ama yılların hatırasını kaderine terk ettiler.

O ev, vaktiyle torun sevinciyle şükür namazlarının kılındığı yerdi… Şimdi ise dikenle sarmaşıkla sarılı.

Bu satırları okurken “fazla dramatik” bulabilirsiniz ama abartmıyoruz. Rakamlar ortada:

2024 verilerine göre, Sapanca’da “Sivil Mimarlık Örneği” olarak tescillenerek koruma altına alınmış ve tek bir çivi çakılmasına izin verilmeyen 30 yapı mevcut. Sakarya’da 323, Türkiye genelinde ise 77.816 tane.

Yani 77.816 tane hikâye tescilli…Bahane aynı ama dertler, hâlâ kayıt dışı.

Peki şimdi ne yapabiliriz?

Yani “tescilli çileyi” kaderine terk etmek zorunda mıyız? Elbette hayır, her zaman yapılabilecek bir şeyler vardır;

Mesela…

#meseleSapanca diyerek yola çıkan, halkın sorunlarını üstlenen Nihat Arda Şahin’in, “Sapanca’nın Geleneksel Evleri” konusunu gündemine almasını sağlayabiliriz.

Mesela…

Siyaseti kenara bırakıp “meselemiz Sapanca” diyen Sapanca Partiler Masası aracılığıyla, bu sorunu Ankara’ya kadar taşıyabiliriz. Milletvekillerimizin masasına bırakırız bu evleri, bir dosya gibi değil; bir insan hatırası gibi…

Mesela…

Sapanca Turizm Derneği, SAVİBU, SETOB gibi bu toprakların havasını soluyan, suyunu içen yerel aktörleri harekete geçirip, “turizm mi istiyorsunuz, buyurun önce kendi hikâyenize sahip çıkın” diyebilir, bir vicdan çağrısı başlatabiliriz.

Ve belki de…

Bugün, 99 yıllık bir ömrü… O evin duvarlarına sinmiş sabrı, bastonuna yaslanmış suskunluğu, içinden kopmayan vefası ve hâlâ tükenmemiş umuduyla birlikte tescil edebiliriz. Yalnızca dört duvarı değil; bir adamın bekleyişini, bir ailenin hatırasını, bu toprağa bağlılığını da koruma altına alabiliriz.

Ve belki de böylece…

Tescil ettiğimiz taşın, toprağın, duvarın arkasında ki ana fikrin İNSAN olduğunu; asıl korunması gerekenin onun hikâyesi, onun emeği, onun gözyaşı olduğunu gelecek nesillere yüzümüz ak, dilimiz tok, kalbimiz dolu dolu samimiyetle anlatabiliriz.



Kaynak
Adem ERSÖZ
Süleyman ERSÖZ Müracaatı Sonucu
Salim KÖSEMEN Müracaatı Sonucu
Sakarya ve İlçelerinde Türk Dönemi Sivil Mimari Eserler
Sakarya ili Sapanca İlçesi Geleneksel Konut Mimarisi
İllere Göre Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı İstatistiği
Sapanca’da Partiler Masası Kuruldu! Ortak Mesele Sapanca
Rüstempaşa Mahallesi, 14 pafta, 28 ada, 1 nolu parsel için Müracaatı Sonucu
Rüstempaşa Mahallesi, 22 ada 19 parsel için Müracaatı Sonucu

3 Yorum

Cemal DEMİR 5 Mayıs 2025 at 09:38

1980 ‘li yıllarda belediye başkanı rahmetli Turgut Arapoğlu tarafından koruma altına aldırdı. Amacı, Safranbolu kültür evleri gibi yapmaktı. İlçe turizmine kattı koymaktı. Aynı zamanda ekonomik durumu olmayanlar içinde bir fırsat yaratmaktı. Kültür varlıkları koruma kurulu tamamına kredi verecekti

Ne yazık ki kimse bunu kavrayamadı. Daha sonra da arkasını takip eden olmadı. Şimdi bir kısmı restore edildi, kalanlarda metruk binalar olarak ilçeye kötü görüntü kaldı. Yine de geç değil. İmar durumu ancak yasa değişikliği ile mümkün, buda zor. O halde kalanları kurtarmak şimdiki yöneticilere vazifedir.

Cevapla
Bahadorado 6 Mayıs 2025 at 09:25

Mekan Hafızası denen şeyin olayların ve insanların geçmişinde ne denli büyük bir önem arz ettiğini, Sapanca’ya ait o güzelim evlerin hikayeleri üzerinden ne kadar da güzel ele alan bir yazı olmuş.

Kaleminize sağlık.

Vesile olacağı farkındalık ile mevcut halin değişmesi umuduyla..

Cevapla
#SapancaINFO 26 Aralık 2025 at 08:16

Bugün 26.12.2025
Süleyman ERSÖZ amcamızın vefat haberini aldık.
İçimizde yankılanan tek bir soru var;
Deydimi?

Cevapla

Yorum Yap

İçimdeki BEN, Dışımdaki SEN ve SAPANCA ...