Sapanca INFO

Sapanca Gölü İçin Sessiz Mutabakat; Yağmur Duası

Su bolken normal olan, su azken hâlâ normal mi? Sapanca Gölü’nün suyu azalıyor, insanların sesi çoğalıyor. Kimse açıkça yanlış yapmıyor, kimse doğrusu için de acele etmiyor. Yetkiler dağınık, sorumluluk bulanık. Sanki herkes sessiz bir mutabakat peşinde; yağmur duası. Acaba, “Sapanca’nın dili olsa” ne derdi? Bu yazı dua niyetine olsun!



Havası da suyu da,
taşı da toprağı da
bir başka olan Sapanca’da;
su bolken normal olan, su azken hâlâ normal mi?

Bir yanda “siyaset yapma” uyarıları,
bir yanda “aman yatırımcıyı ürkütmeyelim” hassasiyeti.
Herkes dikkatli,
herkes temkinli,
herkes kelimelerini tartarak konuşuyor.

Yetkiler dağınık, sorumluluk bulanık.
Biri ölçüyor, biri izliyor, biri raporluyor,
biri “biz söyledik” diyor,
biri “bizim alanımız değil” diye ekliyor.
Sonuçta göl azalıyor,
gürültü çoğalıyor.

Masada bir de adı uzun, içeriği kalabalık bir metin:
Sapanca Gölü Acil Eylem Planı.
Acil kısmı biraz teselli.
Takvim esnek, sorumluluk paylaşılabilir,
uygulama ise hava şartlarına bağlı.

Yüreklerde hâlâ aynı soru dolaşıyor, çaktırmadan:
“Yağmur neden yağmıyor?”

İki il, dört ilçe, çok sayıda kurum…
Ama kuraklık gelince,
İhale Sapanca’ya kalıyor.
Göl buradaysa mesele de burada sayılıyor.

Bizde, acaba “Sapanca’nın dili olsa ne derdi?”
diye merak ettik kendi kendimize…

Belki şöyle söylerdi;
“Bir yağmur yağsa da göl dolsa…”

Kimse kimseye ne kadar su aldığını sormasa,
kim ne kadar sattı, kim ne kadar kazandı,
kim hangi barajı doldurdu,
bunların hepsi biraz kader, biraz iklim meselesi sayılsa.

Sonra yine derdi ki;
“Bir yağmur yağsa da göl dolsa…”

Eşikler yükselse,
raporlar dosyada kalsa,
kritik seviyeler ‘henüz kritik değil’ diye yorumlansa,
herkes işini yapmış gibi davransa.

Sonra bir kez daha derdi ki;
“Bir yağmur yağsa da göl dolsa…”

Bungalovcular su fabrikalarını sorgulamasa,
su fabrikaları bungalov havuzlarını hesaplamasa,
küçük balık büyük balığın karşısına çıkmasa,
sessizlik düzeni bozulmasa,
hayat bayram olsa…

Sayfalar dolusu önlem bi kenarda dursa,
“acil” denilen planlar biraz daha beklese,
ne zaman, kim yapacak belli olmasa,
sorumluluklar bir elden diğerine nazikçe devredilse.
İnsanlar el ele tutuşsa, birlik olsa, uzansa sonsuza.

İşte sessiz mutabakat böyle bir şey;

Kimse açıkça yanlış yapmaz.
Kimse elini de taşın altına koymaz.
Herkes gökyüzüne bakar, herkes yağmuru bekler.

Yağsa, mesele kendiliğinden çözülmüş sayılır.
Yağmaz ise,
biraz daha sabır tavsiye edilir,
biraz daha umut telkin edilir,
biraz daha sorumluluk ertelenir.

Ve herkes bilir ki,
bu sessizlik sanki sessiz bir mutabakat gibidir,
suyun azalmasına karşı değil,
suyun azalmasını görmezden gelmeye dair.

Sapanca’nın dili olsa derdi ki:

“Gölü korumak için göğe değil, birbirinize dönün.
Yağmurun gelişi kaderdir ama suyun gidişi insandır.
Sözler değil, adımlar geri getirir kaybolan suyu.
Biraz cesaret,
biraz dürüstlük,
biraz da ortak irade beklerim.”

Ve belki de eklerdi:

Sapanca Gölü yalnızca bir ekosistem değildir,
bir varlık bütünüdür.


Sapanca Gölünü korumak,
bugün varlığınızı yarın geleceğinizi korumaktır.

Aminnnn!!!

1 Yorum

Eymen Özçelik 23 Aralık 2025 at 18:46

Amin

Cevapla

Yorum Yap

İçimdeki BEN, Dışımdaki SEN ve SAPANCA ...