Sapanca INFO

Pay It Forward Sapanca: İyiliğin Bulaşıcı Etkisi

Sapanca’da iyilik, bireysel davranışların ötesine geçerek toplumsal bir sorumluluğa dönüşüyor. Sapanca Gölü’nü Koruma Platformu’nun STK’lar, siyasi temsilciler ve vatandaşlarla yaptığı toplantı, bu dönüşümün somut bir örneği. Gölün çekilmesi ve kuraklık başta olmak üzere kritik başlıklar ele alındı; yerel yetkililere 71 maddelik bir öneri sunuldu. Bu tablo, iyiliğin artık Sapanca’da ortak akıl ve vicdanla yürüyen bir toplumsal sorumluluk olduğunu gösteriyor.



2000 yapımı bir film vardı:
“Pay It Forward – İyilik Bul, İyilik Yap.”

Bir öğretmen sınıfa sormuştu:
“Dünyayı değiştirmek için ne yapardınız?”

Küçük bir çocuk cevaplamıştı:
“Biri bana iyilik yaparsa,
ben de üç kişiye iyilik yaparım.
Onlardan da aynısını isterim.”

Basit ama sarsıcı bir fikirdi bu.
Bir kişiden başladı,
yüzlere, binlere yayıldı.
Sessiz ama derindi.
Çünkü; iyilik bulaşıcıydı.

Bugün o devrim, Sapanca’da filizleniyor.
Ama yalnızca bireylerin vicdanına emanet değil.
Toplumdan kuruma, gönülden örgütlü yapıya uzanan
daha bilinçli bir çabaya dönüşmüş durumda.

Çünkü zaman değişti.
İyilik artık sadece merhamet meselesi değil;
hukuksal, sosyal ve toplumsal bir sorumluluk.
Bireysel vicdanın yanına
kurumsal vicdan eklendi.

Ve bu vicdanın adı;
Sivil Toplum Kuruluşları oldu.

Bir zamanlar iyilik,
cami avlusunda kurulan iftar sofralarının sıcaklığında saklıydı.
Kermes tezgâhlarında pişen tatlıların kokusunda,
hayır duasının içe çekilen nefesinde…

Bugün hepsi hâlâ var.
Sofralar kuruluyor,
tatlılar paylaşılıyor,
dualar göğe yükseliyor.

Ama zamanın ruhu artık daha derin,
daha sorgulayıcı,
daha talepkâr.

Artık iyilik;
Sadece vermek değil,
görmeye cesaret etmektir.

Duymak istemediğin bir çığlığa kulak vermektir.
Sorun büyümeden sorumluluk almaktır.

Artık iyilik;
Zamanı ve mekânı olmayan bir duruştur.

Gazze’de yankılanan bir çığlığı da,
Sapanca Gölü’nün duyulmayan sesini de
aynı vicdanla işitebilmektir.

Bazen bir annenin sessiz çığlığını duymaktır…
Bazen bir babanın taşıdığı yükü paylaşabilmektir…
Bazen bir çocuğun düşlerini koruyabilmektir…
Bazen bir gencin yolunu aydınlatabilmektir…
Bazen bir ailenin bağlarını güçlendirebilmektir…
Bazen bir sokak canına yaşam katabilmektir…

Artık iyilik;
Hayatın kenarında kalmışları
merkeze alabilmektir.

Sapanca’nın sivil toplum yapıları
bu dönüşümü sezdi.

Sofraları hâlâ bereketli ama
artık menülerinde yalnızca yemek yok;
vicdan da var.

Ve bu vicdan,
sessiz kalmayı değil,
zarif ama kararlı bir cesareti büyütmeyi seçti.

Bir akşam Tepebaşı Mahallesi Gençlik Merkezi’nde,
işte bu anlayış etrafında buluşanlar vardı…
Muhtarlar,
esnaf odaları,
çevre gönüllüleri,
siyasi temsilciler,
SAVİBU, SETOB ve YAYDER,
gençler
ve sözü dinlenen akil insanlar.

Hepsi bir aradaydı.
Aynı kaygıyla,
aynı masada.
Gölün çekilmesine değil,
geleceğin kurumasına karşı
yan yana durmak için.

Çünkü bu toprakların kalbi olan gölü korumak,
sadece doğayı savunmak değil;
birlikte yaşama iradesini,
ortak geleceği
sahiplenmek demekti.…

İşte bu yüzden Sapanca’da STK’lar artık
sadece yardım dağıtan eller değil;
toplumun vicdanını diri tutan bir bilinç,
adaleti fısıldayan bir ses,
sorumluluk alan bir yürek hâline geldi.

Sapanca’da iyilik;
gelenekten kopmadan,
geleceği gözeterek yeniden tanımlanıyor.

İnançla,
samimiyetle
ama paylaşılan bir toplumsal sorumlulukla.

Sapanca’da iyilik büyüdükçe,
yankılanan her dua daha umut dolu olacak.

Çünkü bir toplumun en güçlü duası,
eyleme geçmiş vicdandır.

Kaynak
Sapanca Gölü’nü Koruma Platformundan Önemli Toplantı
Toplantı Hakkında Basın Açıklaması

Yorum Yap

İçimdeki BEN, Dışımdaki SEN ve SAPANCA ...