Sapanca INFO

Kıyısında Mutlu Kalabilmek

Dr. İsmail KOÇ, Bitlis-Van ziyareti esnasında Van Gölü ile Sapanca Gölünü kıyaslayarak mutlu kalabilmek ve mutluluğu sürdürebilir kılmak için önerilerini paylaştı.



Edirne’den yola çıktığınızda İstanbul, Kocaeli derken Sapanca’nın yemyeşil dağlarına, birbirinden süslü bahçelerine, baksanız suretinizle size hoş geldin diyen gölüne kavuşursunuz… Ben genelde doğu istikametinden gelir, Bolu tünelinden çıktıktan sonra Sapanca’yı aramaya başlar, yaklaşık 2 saat sonra Uzunkum mevkiinde onu bulur, sımsıkı sarılır, sensiz olmuyor… gittiğim yerde hep sen vardın, sana benzetmeye çalıştım gördüğüm gölleri, ceviz ağaçlarını… sana bakan gökyüzü bile mutlu baksana, şükür kavuşturana demeden edemiyorum. 

Bizim Sapancalı hemşerilerimiz de Sapancalı olmanın verdiği o vakur duruşları ile buralı olmanın gururunu, mutluluğun kıyısında yaşamanın talihini konuşmalarına iliştirmeden edemiyor. Bu bir toplum için bulunmaz bir şey, ait olmanın mutluluğunu yaşamak ve şükretmek.. Yaşadığı yeri sevmek ve oranın bir parçası olmak…

Geçenlerde bir seyahat vesilesi ile Bitlis’in Ahlat ilçesine gitmek nasip oldu. Ovalar dağlar, platolar, derken Tatvan’a varıyor, Van gölünün büyüleyici rengi gözlerinizi alıyor ve birlikte yolculuğa koyuluyorsunuz. Ara ara durup gölü seyredemeden yapamıyorsunuz. Yaklaşık 1 saat sonra Ahlat taşından yapılmış iki katlı evleri görünce kadim bir ilçeye geldiğinizi anlıyorsunuz. 

Sol tarafınızda Anadolu’nun tapusu niteliğinde olan ve Orta Çağ dönemine ait dünyanın en büyük Türk-İslam mezarlığı olan Ahlat mezarlığı sizi karşılıyor. Mezarlığın giriş kapısında ahlatlı ustalar tarafından kültürümüzün nakış nakış işlendiği, Ahlat’ta yetişen ceviz ağaçlarından yapılmış bastonları görüyorsunuz. Hediyelik eşyalar satan kardeşimiz hoş geldiniz diyor ve çayı elinizde buluyorsunuz. Gözleriniz bastonlarda, Ahlat’ı ve Ahlatlı olmanın mutluluğunu dinliyorsunuz… İlçe merkezinden ceviz ağaçlarının arasından yukarılara doğru gidiyor, Gölün eşsiz seyrine bakıp manen ruhunuzu dinlendirebileceğiniz Abdurrahman Gazi türbesi sizi karşılıyor.

Neden anlatıyorsun Hocam Ahlat’ı diyeceksiniz. Sapanca’yı anlatıyordun en son. Manzarası, ceviz ağaçları, insanlarının mutluluğu, Dünyada Sapanca olmasaydı herhâlde Ahlatlı olurdum diyemeden, Van–Edremit, gölün diğer yakasından göz kırpıyor… Bu arada Ahlatın kıyısında çobanlık yapan Halil; Süphan ve Nemrutun karlı dağlarını seyrederken, ben onun resmini çiziyorum…

Göller, nehirler, ovalar insan için çekim merkezi, aynı zamanda mutluluk merkezi, Ahlatlı mutlu Van Gölü’nün kıyısında, Sapancalıda mutlu Sapanca Gölü’nün kıyısında… 

Mesele kıyıda mutlu kalabilmek…

Mutluluğu sürdürülebilir kılabilmek için insana, canlıya, toprağa, havaya ve suya dokunur hizmetleri çoğaltmak ve bu hizmetleri çoğaltmakta da yarışmak gerek….

Mutluluk hep sizinle olsun….

Yorum Yap

İçimdeki BEN, Dışımdaki SEN ve SAPANCA ...