Sapanca Gölü’nde yaşam, aynı anda iki ayrı dünyada sürer. Derinlerde algler ve su bitkileri karanlığı oksijene dönüştürürken, kıyılarda sazlıklar su ile kara arasında gölün nefesini korur. Biri görünmez bir düzen kurar, diğeri gölün kalbi gibi atar. Sapanca’nın gerçek hikâyesi, işte bu iki sessiz dünyanın uyumunda saklıdır. Bu yazı, derindeki minik işçilere ve kıyıdaki bekçilere yakından bakıyor.
Fotoğraf: Banu Camuzcu Kaynak:https://tusacan.org/fotograf/2844
Sapanca Gölü’nün sabah sessizliği bir manzaradan fazlasıdır.
Yüzeyde süzülen sis doğanın ritmine karışırken
asıl hikâye derinlerde yazılır.
Su bitkileri ve algler;
gölün görünmeyen akciğerleri gibi
gizli bir düzeni ayakta tutar.
Her nefeste onların payı,
her damlada onların emeği saklıdır.
Ve kıyıda sazlıklar…
Su ile kara arasında kurdukları köprü
kuşlara yuva, kurbağalara sığınak olur.
Köklerinde sabır, gövdelerinde direnç taşırlar.
Erozyonu durdurur, suyu süzer,
bir gölün sessiz sırlarını korurlar.
Bu üçlü; algler, su bitkileri ve sazlıklar
aynı nefesin parçalarıdır.
Biri zayıfladığında diğerleri sarsılır.
Gölün sağlığı bu görünmeyen dengede saklıdır.
Bilimin Gözüyle Sapanca’nın Derinlikleri
Derinlere bilimsel bir gözle bakıldığında
karşımıza dengeli ve bereketli bir ekosistem çıkar.
Bilim insanları Sapanca’yı mezotrofik bir göl olarak tanımlar;
ne fazla besin yükü taşır ne de yoksundur.
Doğanın sessiz ayarı tam da olması gereken yerde durur.
Bu dengenin bekçileri
fitoplanktonlar ve makrofitlerdir.
Gölün görünmeyen ormanları gibi
ışığı yakalar, oksijene dönüştürür,
karbonu suyun içindeki hayata taşırlar.
Karadaki ağaçlar ne yapıyorsa
onlar da suyun karanlığında aynı görevi üstlenir.
Güneşin dokunduğu her noktada
ışığı yaşama çeviren bu minik işçiler
derinlerde durmadan çalışır.
Limnolojik ölçümler
yaz aylarında göl oksijeninin neredeyse yüzde kırkını
bu görünmez canlıların sağladığını söyler.
Yani Sapanca Gölü nefes alıyorsa
bu, onların sessiz şarkısı sayesindedir.
Her esintide onların izi,
her serinlikte onların emeği vardır.
Doğanın Görünmez İşçileri ve Zayıflayan Denge
Sapanca Gölü’nün içindeki düzen sessizdir ama kırılgandır.
Su bitkileri, algler ve sazlıklar doğanın kendi filtresini oluşturur.
Onlar olmadan göl kendini yenileyemez,
yaşamın çeşitliliği solmaya başlar.
Fakat bu düzen insan eliyle zedelenir.
Sazlıklar kesilir,
egzoz yağmurla suya taşınır,
kıyılardaki beton baskısı köklerin sabrını sınar.
Her müdahale gölün doğal filtresine vurulan ince bir darbedir.
Bu bozulmanın işaretleri yalnızca bilimsel veriler değildir.
Kıyıya vuran ağır yosun kokusu,
azalan balıklar,
rotasını değiştiren kuşlar
bu sessiz sistemin yükselttiği çığlıklardır.
Ama en büyük endişe,
gölün bir gün tamamen susmasıdır.
İklim değişikliği ve yanlış kullanım birleştiğinde
Sapanca’nın kuruma ihtimali artık uzak bir ihtimal değil,
kapımızda duran bir gerçekliktir.
Bir gölün yok oluşu,
yalnızca suyun değil,
bir kültürün ve bir yaşamın da kaybıdır.
Doğanın görünmez işçileri konuşmaz ama
yokluklarında göl susmaz;
su bulanır, yaşam eksilir, sessizlik büyür.
Sapanca’yı korumak,
bu işçilerin emeğini,
doğanın ritmini ve
yarınların umudunu korumaktır.
Küçük Bir Hatırlatma
Her dalga, derinlerdeki canlıların nefesiyle yükselir.
Fitoplanktonların görünmez emeği,
sazlıkların köklerindeki direnç,
su bitkilerinin sabırlı döngüsü
bir araya geldiğinde Sapanca yaşar.
Bu denge bozulduğunda
gölün yüzeyindeki parıltı solgun bir perdeye döner.
Bir gölün çığlığı duyulmaz belki
ama sessizliği
en büyük kaybımız olabilir.
Kaynak
An Investigation on the Seasonal Variation of the Phytoplankton Density on the Surface Water of Sapanca Lake, Turkey
Sapanca Gölü’nün Limnolojik Özelliklerinin Belirlenmesi
Sapanca Gölü ve Havzasının Hidrojeokimyası ile Dip Sedimanlarının Mineralojik ve Jeokimyasal İncelenmesi
Sapanca Gölü’ne Bilimsel Açısından Bakış
Yüksek Lisans Tezi: “Sapanca Gölü’nde Sınırlayıcı Besin Tuzlarının Fitoplankton Gelişimi Üzerine Etkisi”
Spatio-temporal Dynamic of Submerged Aquatic Vegetation in Sapanca Lake Region
