Sapanca INFO

Çadırdan Saraya Uzanan Bir Başarı Hikayesi

Bazı mekânlar vardır ki, bulundukları yerde bir deniz feneri misali ışık saçar, ziyaretçilerine yol gösterir. Gebze Kitap Fuarı da işçi ve sanayi kenti Gebze’nin kültürel hayatına yön veren böyle bir mekân. İlk kez mesai arkadaşıyla adım attığında şaşkınlık yaşayan yazar, buranın sıradan bir kitapçıdan çok öte, dört katlı dev bir kültür yuvası olduğunu fark ediyor. Binlerce kitabın, ders çalışma alanlarının ve bir kafeteryanın bulunduğu bu mekân, yıllar içinde küçük bir dükkândan çadır fuarına, oradan da bugünkü modern haline dönüşerek adeta “çadırdan saraya” uzanan bir başarı hikâyesine imza atıyor.



Bazı mekânlar vardır. Bulundukları bölgede bir deniz feneri, bir meşale işlevi görürler. Oraya yolu düşen herkes o ışıktan nasibine düşeni alır ve kendi yolunu aydınlatır. Gebze Kitap Fuarı’ da bir işçi ve sanayi kenti olan Gebze’de bilgi ve kültür meşalesi olarak hizmet veren en güzide mekanlardan biridir.

Yıllar önce mesai arkadaşım Zafer Bey ile girmiştim ilk kez Gebze Kitap Fuarı’nın kapısından. Ve bir kitap tutkunu olarak içeriye girer girmez şaşkınlık yaşamıştım. Bu mekân mütevazi bir kitapçı değildi. İçerisinde binlerce kitabın bulunduğu dört katlı bir kütüphane ve adeta bir kültür sarayıydı.

Öğrencilik yıllarımda İstanbul ve Ankara’da yığınla kitapçıya girip çıkmıştım. Fakat bu büyüklükte bir kitapçıyı nadiren görmüştüm. Mekânın giriş katında binlerce kitap vardı. Geleneksel ve modern mimarinin çizgileri birleştirilerek dekore edilen raflarda edebiyattan sosyolojiye, klasik eserlerden, yeni çıkanlara sayısız kitabın yanı sıra binlerce kırtasiye ürününün bulunduğu reyonlar vardı.

Alt kat ise sınavlara hazırlık ve dil kitaplarına ayrılmıştı. Girişin üst katında öğrenciler çiçek saksılarının süslediği, şahane aydınlatılmış tertemiz bir salonda masalarda ders çalışıyor, kitap okuyordu. En üst kat ise birinci sınıf bir kafeydi.

Sosyal dokusu göçle şekillenmiş bir işçi kentinin tam ortasında, Gebze’nin kalbinde böyle nezih bir kültür kalesi hangi motivasyonla açılmıştı? Bu bir nasip işidir. İnsanlara kültür alanında hizmet etmek, hayır dualarını almak anlatılmaz bir duygudur diyerek sorularımın cevabını Gebze Kitap Fuarının kurucusu Engin Kaya vermişti.

Kitap fuarının temelleri 1993 yılında çıkarttıkları mahalli dergi ve gazeteyle başladı. Engin Bey’in ulusal bir gazetenin temsilciliğini yaptığı zaman gazete abone sayısı beş binleri bulmuş. İlgi alâka çok olunca gazetenin 4. Kattaki ofisini dükkân katına taşımış, dükkânın bir bölümünü ofis, çay ocağı bir bölümünü kitap satış alanı yapmışlar. Zamanla dükkân yetersiz hale gelmiş ve dükkânın karşısında bulunan boş arsaya çadır kurarak kitap fuarı açılmış. Yaklaşık 15 yıl boyunca çadırda faaliyet gösteren Gebze Kitap Fuarı, 2010 yılından itibaren ise saray denebilecek şimdiki yerinde hizmet veriyor. “Çadırdan Saraya” böyle olsa gerek.

Yaklaşık otuz yıldır binlerce insanın ihtiyacını karşılayan Gebze Kitap Fuarına Gebze ve çevresinden insanlar akın akın geliyorlar demişti Engin Bey. Kitap fuarına gelenlerden en çok duyduğu söz ise abi biz çocukken kitaplarımızı kitap fuarından alırdık şimdi ise çocuklarımızın kitaplarını alıyoruz. ‘’Doğup büyüdüğümüz bölgemize kültür hizmeti bizim için bir tutkudur. Ülkemizin her alanda güçlü olabilmesi için eğitimli ve dinamik gençlere ihtiyacımız var. Bunun yolu ise eğitim ve kültürden geçiyor. Bu gençlerin hayatlarına Bir nebze de olsa dokunabilmek bizim için en büyük kazançtır ve Allah’a şükür vesilesidir.’’

Geçen yıllar içinde kitap fuarında çok sayıda yazar ve kültür insanı ağırlanmış. Söyleşiler yapılmış. Gençler ve her yaştan ve meslekten insan çeşitli etkinliklerde buluşmuş. Bugün de hayatında kitabın ve kültürün yeri olan bölgedeki her insanın yolu mutlaka Gebze Kitap Fuarına düşüyor.

Benim de sıklıkla ziyaret ettiğim kitabevinde Engin Bey’in kardeşleri Mehmet ve Ekrem Beyler bütün misafirlerini olduğu gibi beni de her zaman gülen bir yüz ve sıcacık bir dostlukla karşılarlar. Ve ikram edilen çay ve kahveleri içmeden de mekândan asla çıkamazsınız.

Bu yazı vesilesi ile Engin Bey’in babası Mustafa Amcayı da rahmetle anıyorum. Kitabevinin eklentisi olan yan dükkândan kızım için aldığım sınavlara hazırlık kitaplarını hediye etmişti Mustafa Amca.

Yeğenlerim bu kitaplara çalışsınlar bize de dua etsinler demişti. Sonradan öğrendim ki Mustafa Amca bu iyiliği meğer sayısız öğrenciye yapmış. Mustafa Amcayı pandemide kaybettik. Nur içinde yatsın, makamı yüce olsun.

Şimdilerde Gebze Kitap Fuarının üst katları her yaştan insanlar için eğitim kültür ve sanat etkinliklerinin yapıldığı bir kursa dönüştürülmüş. Himalaya dağlarından getirilen tuzlarla rehabilitasyon işlevi gören bir tuz odası da açılmış. Japonca dil eğitiminin yanı sıra çeşitli pedagojik eğitimler veriliyor.

Gebze’de yıllar önce ektiği tohumu bugün bir kültür çınarına dönüştüren Engin Kaya Bey dostumuzu tebrik ediyor ve bir kitapsever olarak kendisine teşekkürlerimi sunuyorum.

Gebze Kitap Fuarı’na gidemeyen dostlarımız ihtiyaçları için ofisgebze.com internet adresini ziyaret edebilirler.

16 Yorum

Sefa ATEŞ 31 Ocak 2026 at 10:38

Üstat, güzellemeler çok akıcı elinize sağlık.

Cevapla
Ferudun FERRO 31 Ocak 2026 at 10:38

Sevgili Üstad, Yazını okurken sanki kültürün ve umudun izinde, yürekten bir yolculuğa çıktım. Kelimelerin, Gebze Kitap Fuarı’nın sadece fiziksel bir mekan olmadığını, aynı zamanda kalpleri ve zihinleri aydınlatan bir ilham mabedi olduğunu hissettirdi. Anlattığın her detay, geçmişe duyulan özlemi, geleceğe olan inancı gözler önüne seriyor. Böyle dokunaklı ve içten bir yazı, çevremizi aydınlatan gerçek bir meşale. Emeğine, samimiyetine ve kültür sevgine teşekkür ederim. Yolun her daim açık olsun!

Cevapla
Nurullah Kılınç 31 Ocak 2026 at 10:38

Çok güzel bir yazı, deprem bölgesi dışındaki hayatlara imreniyoruz artık. Kahramanmaraş kitap fuarı için de saraydan çadıra diyebiliriz. Depremde yıkıldığı için çadırdan kurulan fuardan bahsediyorum. Hatta bu seneki fuar biraz kışa sarkınca fırtına çadırı darmadağın etti. İlk gün imza günüme de gidememiştim.

Cevapla
M Buğra 31 Ocak 2026 at 10:39

Okurken keyif veren yazılardan…

Cevapla
Aytaç Şahin 31 Ocak 2026 at 10:39

Kitap ve kültür aşkını böylesine güzel anlatan bir yazı okumak çok keyifliydi. Gebze Kitap Fuarı’nın sadece bir kitapçı değil, bir kültür yuvası olduğunu hissettiren içten satırlar… Emeğine, kalemine sağlık.

Cevapla
Hİbrahim Yıldız 31 Ocak 2026 at 10:40

Eline, emeğine sağlık sevgili dostum. Kalemin hiç susmasın. Sıkılmadan okunan akıcı yazılara devam diyor, sevgilerimi iletiyorum.

Cevapla
Kazım Kara 31 Ocak 2026 at 10:40

Harika anlatım…

Cevapla
Nisa 31 Ocak 2026 at 10:41

bu kadar güzel bir kültür merkezinin bu nefis yazıyla varlığından haberdar ettiğiniz için teşekkür ederim bende en kısa zamanda ziyaret edeceğim

Cevapla
Ali Akbey 31 Ocak 2026 at 10:46

Çadırda Saraya…

Cevapla
Sedat Çiftçi 31 Ocak 2026 at 10:46

Çocuklarımızla gidebileceğimiz çok güzel bir kitap fuarını bize tanıttığınız için teşekkür ederim, kaleminize sağlık.

Cevapla
Murat KÜÇÜKBALKAYA 31 Ocak 2026 at 10:46

Keşke iş sadece bir kitap alıp okumak olsaydı… Bugünlerde bu çok kolay. Asıl mesele bir tohumdan orman, hatta bir atmosfer yaratmak. Bu, parası olanın bile başaramadığı bir şey. Çünkü lazım olan, derinlikli bir ruh. Bu yazıyla anlıyoruz ki Gebze, ENGİN bir ruha sahip. Ve o ruh, öyle bir atmosfer kurmuş ki bize sadece solumak kalıyor.

Cevapla
Hilal Güzeltepe 31 Ocak 2026 at 10:47

Bir kitapsever olarak nerede kütüphane görsem kahvemi alıp otururum. Gebze Kitap Fuarı çadır halindeykende birçok kitap almışlığım oldu. Böyle nezih bir yere dönüşmesine çok sevindim. Umuyorum ki işçi- sanayi yönüyle anılan ilçemiz gelecekte gelişmişlik ve kültür düzeyiyle de anılır. Yazılarınızla Gebzemizin önem arzeden yönlerine değindiğiniz içinde teşekkür ederim.

Cevapla
Uğur tamer Yılmaz 31 Ocak 2026 at 10:48

Bir Gebze’yi olarak gurur duydum bu kültür merkezinden

Cevapla
Evren 31 Ocak 2026 at 10:48

Kitap satın alacağım zaman gittiğim ilk yer. Her kitabı bulacağımı düşündüğüm yerlerden bir tanesi ve Gebze’de ise tek yer. Beni oraya iten şey zahirde belli iken aslında güzel olan hikayesiymiş. Hikâyesini de anlatan Vedat Bey’e teşekkür ederiz. Kalemine sağlık.

Cevapla
Altay 31 Ocak 2026 at 10:49

Kitap fiyatlarının kağıt ve baskı masrafları yüzünden zirveye vurduğu bu dönemde böyle şeyler duymak ümit verici.. En çok okuyan kesim olan öğrenciler, bilmem kitap almaya harçlıklarından para ayırabiliyorlar mı?..

Bir zamanlar bu ülkede SEKA adında bir fabrika vardı.. Kağıt ucuzdu.. SEKA basına destek için daha da ucuza gazetelere kağıt verirdi. Gazeteler ise ihtiyaç fazlası kağıtlarını “el altından” yayınevlerine satar, biz öğrenciler de kısıtlı bütçemiz sarı saman kağıda basılı bu kitapları okumaya imkan bulurduk.. Çok kitap okuyabildik bu sayede ..

Şimdi SEKA kapandı, kağıt ve kitap pahalandı.. Buna rağmen okumaya ve kültürünü geliştirmeye çalışan mütevazi bütçeli öğrencileri ve onlara bu zor şartlarda hizmet getiren yayıncılarımızı selamlıyorum..

Cevapla
Çağdaş sili 31 Ocak 2026 at 10:49

Bir Esnaf olarak bu tür başarıları hep takip ederim bir zamanlar bu başarıları kaleme alan zamanını veren değerli kıymetli vedat beye çok teşekkür ederiz

Cevapla

Yorum Yap

İçimdeki BEN, Dışımdaki SEN ve SAPANCA ...