Sapanca INFO

Sapanca’da Yağmur: Petrikorun Hüzünlü Hikâyesi

Gökten düşen suyun yeryüzünde bir yolu vardır. Dağlardan iner, derelere ulaşır, toprağa karışır, gölü besler… Her şey birbirine bağlıdır. Bu bağın en canlı delili ise yağmur yağdıktan sonra yükselen o toprağın kokusudur (Petrikor). Peki, gökyüzü yağmurunu yağdırırken yeryüzünde yolunu bulamayan suyun günahı kime ait?



Eskiden de Sapanca’da yağmur yağardı…

Gökyüzüne bakıp endişeyle beklemeden, dereler ne kadar yükseldi diye düşünmeden, kapının önüne su dolar mı diye hesap yapmadan…

Gölün yüzünde binlerce küçük halka belirir, ağaçların yaprakları yıkanır, dağlardan serin bir nefes inerdi.

Çocuklar yağmur diner dinmez kendini sokağa atardı.

Çamura basmanın ayıp sayılmadığı, ıslak ayakkabılar yüzünden dünyanın başına yıkılmadığı zamanlardı.

Bir de o koku vardı…

İnsan içine çekerdi.

Sonra bir daha çekerdi.

Sanki toprak, içinde sakladığı bir hatırayı yağmurla birlikte dışarı bırakırdı.

Sonradan öğrendik, bu kokunun bir adı varmış: Petrikor.

Topraktaki bazı maddeler, bitkilerden gelen kokulu bileşikler ve bakterilerin ürettiği geosmin adlı madde bu kokunun oluşmasına katkı sağlarmış.

Ama bizim için o kokunun adı zaten belliydi: Çocukluk.

Peki, ne oldu bize?

Ne zaman, yağmurun bize ne yapacağını düşünmeye başladık?

Yağmur ne kadar sürecek?

Dereler yükselir mi?

Sokakları su basar mı?

Evine, dükkânına su giren olur mu?

Birileri pencereden dereye bakıyor; su biraz daha yükselir mi diye endişeyle bekliyor.

Birileri evine dolan suyu tahliye etmeye, birileri eşyalarını kurtarmaya çalışıyor.

Kimi yollarda mahsur kalıyor, kimi yardım bekliyor.

Dereler taşıyor, yollar kapanıyor, köprüler zarar görüyor.

Bir bungalov, üzerine kurulduğu toprağın yanından yükselen sulara kapılıp gidiyor.

Yağmurun sesi aynı belki…

Ama artık herkes aynı yağmuru yaşamıyor.

Kimi toprağın kokusunu bekliyor, kimi suyun çekilmesini.

…

İklim değişiyor.

Yağışlar daha büyük riskler taşıyor.

Fakat Sapanca’daki taşkınların sebebini gökyüzünde arayamayız.

Çünkü gökten düşen suyun, yeryüzünde bir yolu var.

Dağlardan iner, derelere ulaşır, toprağa karışır, gölü besler.

Her şey birbirine bağlıdır.

Toprağın üzerini betonla kaplandığında, derelerin doğal akışı daraltıldığında, suyun geçeceği yollar hesaba katılmadığında bu bağ kopmaya başlar.

Elbette her taşkının sebebi aynı değil, her yağmurun hikâyesi de…

Yine de insan düşünmeden edemiyor: doğa ile aynı dili konuşuyor muyuz?

…

Ve bir gün yine yağmur yağacak.

İsteriz ki o koku hiç eksilmesin.

İsteriz ki yağmur, insanın içine korku değil, huzur bıraksın.

Sapanca’nın gölü dolsun, dereleri aksın, toprak yağmuru kabul etsin, yağmur da toprağa bereket olsun.

Belki petrikorun hikâyesi hiç de hüzünlü değildir.

Hüzün, yağmurun toprağa değil, içimize korku bırakmaya başlamasındadır

Yorum Yap

İçimdeki BEN, Dışımdaki SEN ve SAPANCA ...