Orhan BALKAYA … Nam-ı diğer Kankuloğlu. Batum’dan başlayan bir göç hikâyesi. 87 yıl boyunca Samanlı Dağları’nın gölgesine saldığı kök öyle derine indi ki, artık o sadece bir ailenin değil Sapanca’nın hikâyesi oldu....
1950’lerde Sapanca’ya gelen elektrik, kasabanın kaderine tutulan titrek bir aydınlıktı. O gün yanan lambalar sadece evleri değil, hayalleri de aydınlattı. Işık, bir imkândı; ilerlemekti, umut etmekti. Ama bugünlerde, modern dünyanın tüm vaatleri, bir anda mum arayan ellerin telaşında kaybolabiliyor. Tıpkı hayat gibi…Bir varmış, bir yokmuş dercesine; sessiz ve geçici....