Sapanca INFO

Sapanca’da Cumhuriyet, Bir Öğretmenin Sınıfında Başlar

Cumhuriyet, bir okulun kapısından içeri giren çocuğa açılan yeni bir dünyadır. Bir öğretmenin sınıfında başlar, bir çocuğun hayatında büyür, geleceğe uzanır. Bu yolculuğun adı eğitimdir. Sapanca’nın geçmişten bugüne uzanan köklü eğitim hafızası, dün olduğu gibi bugün de her çocuğa umut, her umuda bir gelecek olmaya devam ediyor.



Hasan Fehmi Paşa’nın eğitime kazandırdığı mektepten,
Muallim Hasan Hüsnü’nün öğretmenlik mirasından,
Kemalettin Sami Paşa’nın yapımını başlattığı okuldan,
Hayrettin Uysal’ın eğitim hayatındaki izlerinden,
Bilgin Özkaynak’ın eğitime katkısından…

Sapanca’nın eğitim hafızasından bugüne uzanan bir hikâye bu…

Zaman değişti,
binalar değişti,
kuşaklar birbirini izledi.
Ama bir inanç hep yaşadı:

Bir çocuğun hayatı değişirse,
bir toplumun geleceği değişir.

Cumhuriyet, biraz da bu inancın adıdır.

Her çocuğun yeteneğini keşfedebildiği,
kendi yolunu çizebildiği bir gelecek…

Peki, bu gelecek nerede başlar?

Bazen bir öğretmenin fark eden bakışında…

Bazen ilk kez açılan bir kitabın sayfalarında…

Bazen de bir çocuğa,
“yapamazsın,” denilen bir işi başardığı anda
yüzüne yayılan o sessiz sevinçte…

Ve içinden ilk kez şu cümle geçtiğinde:
“Ben de yapabilirim.”

Çünkü eğitim,
bir çocuğa yalnızca harfleri öğretmek değil;
bu dünyada onun da bir yeri olduğuna,
hayal kurmaya,
üretmeye,
kendi yolunu bulmaya hakkı olduğunu
hissettirmektir.

…

Gazipaşa İlkokulu‘nu düşünün…

Kütüphanesinde kitaplarla,
fen laboratuvarında deneylerle…

Açık Hava Sınıfı’nda toprağa dokunarak,
Yaşam Becerileri Atölyesi’nde el becerisi kazanarak…

Akıl oyunları ile düşünerek…
Sanat atölyesinde üreterek.

Dramayı hikâyelere,
resmi hayallere dönüştürerek.

Özel eğitim sınıflarında eksilmeyen sabırla,
ana sınıfında minik adımlarla,
zile basıldığında çocuk sesleriyle dolan bahçesiyle…

ve bir de farklı sesleri aynı ezgide buluşturan Roman Bandosu’yla…

bir okul düşünün…

O okulun bir sınıfında Roman bir çocuk düşünün;

elinde bir enstrüman,
yanında Laz, Gürcü, Çerkes arkadaşları…

Her biri başka bir hikâyeden gelmiş
ama aynı ezgide buluşmuş,
aynı ritmi birlikte yakalamışlar.

O anda önemli olan nereden geldikleri değil,
yan yana geldiklerinde neler başarabilecekleri…

Belki yıllar sonra ilk çaldıkları parçayı unutacaklar.
Ezgiler birbirine karışacak,
notalar hafızalarında silikleşecek.

Ama birlikte başarmanın sevincini,
birilerinin onlara inandığını
ve bir yere ait olmanın sıcaklığını
kolay kolay unutmayacaklar.

İşte bu yüzden Cumhuriyet’in anlamını en çok sınıflardaki çocuklarda aramalıyız.

Çünkü çocuklar;

Ezberleri değil,
hayallerine uzanan yepyeni yolları bir sınıfta öğrenir.

Doğduğu evin sınırlı imkânlarını,
emekle ve yetenekle aşabileceğini bir sınıfta öğrenir.

İçindeki o sessiz cevherin,
bir öğretmenin gayretinde gün yüzüne çıkarabileceğini bir sınıfta öğrenir.

Geleceğe endişeyle değil, umutla bakmayı bir sınıfta öğrenir.

Ve çocuklar;

birlikte yaşamayı,
kendi sesini kaybetmeden
başkasının sesine eşlik etmeyi,
bir sınıfta öğrenir.

İşte tam da bu yüzden,
Gazipaşa İlkokulu’nda
Okul Müdürü Serkan Adıyaman, eğitimciler ve hayırseverlerin gayretleri
yalnızca bir okulu güzelleştirmek değil;
Cumhuriyeti sınıfın içine,
Sapanca’nın eğitim hafızasını da yarına taşımaktır.

…

Günler geçer, törenler biter, fotoğraflar sararır.
Ama bir sınıf, bir çocuğun içinde yaşamaya devam eder.

Bir gün o çocuk büyür, kendi yolunu bulur.
Belki bir başkasının hayatına yeni bir sınıf olur.

İşte bu yüzden Cumhuriyet,
bir öğretmenin sınıfında başlar,
bir çocuğun yüreğinde büyür
,
geleceğe uzanır.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız
K U T L U O L S U N

Yorum Yap

İçimdeki BEN, Dışımdaki SEN ve SAPANCA ...