Sapanca INFO

Gönüllerdeki Makam

Sapanca’ya duyduğu aidiyeti her zaman kişisel konforunun önünde tutan blog yazarlarımızdan Ali Safa ALAÇAM, üstlendiği sorumluluk ve karşılaştığı zorlu süreçlerde kendisine güç veren motivasyonu Sapanca INFO okurlarıyla paylaşırken, bizleri de hayatın içinden bir muhasebeye çağırıyor: Koltuklar boşalır, makam dediğin unutulur, alkışlar susar. Geriye, kimin gönlüne dokunduğumuz, kimin hayır duasını aldığımız kalır.



“Gönüllerde taht kurabildikten sonra, hangi makam insanı tatmin edebilir ki?”

Bazen bir selam düşündürür insanı.

Bazen çarşıda yürürken yolunu kesen bir dost,

bazen uzaktan el sallayan bir esnaf,

bazen de hiç beklemediğin anda duyduğun bir “Allah razı olsun…”

O an dönüp yaptıklarına bakarsın.

Katıldığın toplantılardan, attığın imzalardan önce insanların yüzleri gelir aklına.

Derdini dinlediğin, bir işine yetişmeye çalıştığın, elinden geldiğince yanında durduğun insanlar…

Hayatın muhasebesi biraz da böyle zamanlarda yapılır.

Yıllar içinde şunu daha iyi anlıyor insan:

Bir göreve gelmekle insanların güvenini kazanmak aynı şey değil.

Görev, beraberinde yetki ve sorumluluk getirir.

Güven ise zaman ister.

Verdiğin sözü tutmanı, zor bir günde telefonu açmanı, sana ihtiyacı olan birine vakit ayırmanı bekler.

Üstelik her zaman çözüm bulamazsın.

Bazen imkânın yetmez, bazen şartlar elvermez.

Ama insan, derdinin içtenlikle dinlenip dinlenmediğini hisseder.

Gösterdiğin gayreti de kendisine ayırdığın zamanı da unutmaz.

Elbette makamların hakkını teslim etmek gerekir.

Hizmet etmek isteyen bir insan için her görev kıymetli bir imkândır.

Daha çok kişiye ulaşabilir, daha büyük sorumluluklar üstlenebilir, yaşadığın yere katkı sunabilirsin.

Mesele, o görevi yürütürken insanlarla nasıl bir bağ kurduğundur.

Çünkü bir gün görev biter.

Yoğun takvim sakinleşir, toplantılar azalır, isminin önündeki unvan değişir.

Sonra yine aynı sokaklarda yürür, aynı insanlarla karşılaşırsın.

İşte o karşılaşmalar çok şey anlatır.

Bir kapı sana hâlâ aynı sıcaklıkla açılıyorsa, bir sofrada yerin ayrılıyorsa, insanlar seni görünce içlerinden gelerek gülümsüyorsa, yaptıklarından geriye güzel bir şeyler kalmış demektir.

Bunun verdiği huzuru tarif etmek kolay değil.

İnsanın yaşı ilerledikçe beklentileri de değişiyor.

Bir zamanlar heyecan veren şeylerin yerini daha sade ama daha derin duygular alıyor.

Akşam eve dönerken vicdanının rahat olması, çocuklarına anlatabileceğin güzel hatıralar biriktirmek, birinin hayatına küçük de olsa bir iyilik bırakabilmek daha fazla anlam taşıyor.

Ben de bugün dönüp baktığımda en çok bunlara şükrediyorum.

Yolumuzun kesiştiği insanlara, birlikte emek verdiğimiz dostlara, samimiyetle uzatılan ellere…

Bir vesileyle faydamız dokunduysa, bir sıkıntının hafiflemesine katkımız olduysa ne mutlu bize.

Elbette eksiklerimiz de olmuştur.

Yetişemediğimiz, fark edemediğimiz, istemeden kırdığımız insanlar da…

İnsan kendi yaptıklarına bakarken bunları da hatırlamalı.

Gönüllerde yer bulmanın kıymetini bilmek, o sevgiyi kendinden menkul görmemeyi de gerektirir.

O yüzden “hamdolsun” derken içinde hem şükür hem sorumluluk var.

Bize duyulan güvene layık kalabilmek, gösterilen sevgiyi aynı samimiyetle karşılayabilmek, yarın da insanların yüzüne rahatça bakabilmek…

Gerisi hayatın akışı.

Bugün bir görev üstlenirsin, yarın başka bir alanda emek verirsin.

Hizmet etmenin yolu her zaman bulunur.

Yeter ki insanlara ayıracak vaktin, dinleyecek sabrın ve elinden geleni yapacak niyetin olsun.

Bir gün bütün unvanları geride bıraktığımızda da adımızın güzel anılması yeter.

Gönüllerde bir yerimiz varsa…

Hamdolsun.

Yorum Yap

İçimdeki BEN, Dışımdaki SEN ve SAPANCA ...