Sapanca’nın geleceğini derinden etkileyecek tarihi bir protokol imzalandı: “Sapanca-Soğucak Ekoturizm Projesi.” Ormanlarımızın içinde kilometrelerce yürüyüş yolu, bisiklet parkurları, çeşmeler, seyir terasları… Evet, kağıt üzerinde heyecan verici bir vizyon. Yakın geçmişin yarattığı travmalarımızı hafifleten şey ise, bu sefer işin başında Sapancalının olması. Çünkü başka Sapanca yok!
Gözümüz aydın;
Sapanca turizm sözlüğüne
yepyeni, janjanlı
ve bol oksijenli
bir kavram daha nakşedildi:
“Ekoturizm!”
Hani şu yıllardır
“Doğa dostu, yeşille iç içe” nidalarıyla
dağımızı-taşımızı,
gölümüzü,
asırlık meyve bahçelerimizi;
beton havuzlu villalarla,
sıra sıra bungalovlarla,
büyük otellerle doldururken
arkasına sığındığımız
büyüleyici kelimeler gibi…
Zaman içinde
canımız yanarak gördük ki;
betonun adı “gelişme”,
kontrolsüz talanın adı
“turizm hamlesi” olunca,
yabancının elinde…
el değmemiş Soğucak ormanlarımıza uzanacak
bu yeni projenin de göğsüne takılan
o sihirli “Eko” nişanı,
içimizde fırtınalar koparmadı değil.
Fakat bu kez
yüreğimize su serpen bir hakikat var:
“İşin başında bu sefer Sapancalı var.”
Sapanca Belediyesi, SAVİBU, YAYDER,
SOFFDER, Çanakkale Şehitleri Derneği
Akgün Altuğ, Mustafa Bilgin …
Sapancalı olmak;
dağa baktığında “kâr marjı” değil,
geçmişini ve geleceğini görmek…
Bu coğrafyayı
alelade bir tüketim alanı değil,
canı pahasına korunacak
kutsal bir “ev” bilmektir.
Ormanın kadim dilini de,
derelerin hırçın sesini de
en iyi bu toprağın bağrında büyüyen
yerli irade anlar.
Bu yerli iradenin,
Ekoturizm Projesini;
kitle turizmine feda edilecek
bir “pazarlama illüzyonu” yerine,
gerçek bir “Yeşil Devrim”e dönüştürme
gayretine inanıyoruz.
Bu haklı mücadeleyi
Tarım ve Orman Bakanlığı
Sakarya Tabiat Turizmi Master Planı verileriyle
tahkim etmekte
bizim görevimiz olsun.
Taşıma kapasitesi…
Yapılaşma tehdidi…
Master Plan’daki SWOT analizine göre;
Sapanca ve güneyindeki yaylaların
karşı karşıya olduğu
en büyük ekolojik risk;
yoğun yapılaşma baskısı,
çarpık kentleşme
ve taşıma kapasitesinin zorlanmasıdır.
Bu durum,
85 kilometrelik yeni hattın
Soğucak ormanlarında
kontrolsüz bir ticari genişlemeye yol açma riskini
doğurmaktadır.
Çözüm için;
İtalya’daki Cinque Terre
ve Peru’daki Machu Picchu gibi
başarılı küresel örnekler
referans alınabilir.
Bilimsel bir koruma modeliyle,
parkura ilk günden itibaren
esnek bir günlük ziyaretçi kotası
ve dijital rezervasyon sistemi
entegre edilebilir.
Alana giren insanın da,
aracın da sayısı kontrol altında tutulursa;
orman,
kitle turizminin aşırı yoğunluğundan,
gürültüsünden,
yorgunluğundan korunabilir.
Projenin sadece
bir yürüyüş ve bisiklet rotası olarak görülmesi;
vizyoner derinliğini sınırlamakta,
bölgenin asıl potansiyelini ıskalamaktadır.
Oysa Master Plan;
Samanlı Dağları’nı
ve Soğucak havzasını,
“botanik turizmi”,
“kuş gözlemciliği”,
“foto safari” gibi
yüksek katma değerli alanlarla tanımlamaktadır.
Rota üzerine kurulacak
“Kuş Gözlem Kuleleri”,
“Endemik Bitki İstasyonları”;
yalnızca bir parkur değil,
doğanın hafızasına açılan
sessiz bir koridor olabilir.
Böylece Sapanca;
sıradan bir günübirlik turizm alanı olmak yerine,
doğa bilimcilerin,
fotoğrafçıların,
botanik meraklılarının
küresel uğrak noktası haline gelebilir.
Fakat bir başka soru
orman kadar ağır duruyor önümüzde:
Çöp…
Projede çok sayıda dinlenme alanı
ve çeşme planlanmasına rağmen;
dağlık alandaki çöp lojistiğinin
nasıl yönetileceği hâlâ yanıtsızdır.
İlçe merkezinde bile çöpler taşarken,
orman derinliklerine bırakılacak atıkların
yağmurlarla birlikte
Sapanca Gölü’ne karışma riski
çok yüksektir.
Bu yüzden rota;
Türkiye’nin ilk
“Sıfır Atık ve Depozito Esaslı”
doğa parkuru olabilir.
Girişlerde pet şişe yerine
matara kullanımı teşvik edilerek
çevre bilinci büyütülebilir.
Ve en önemlisi…
Bu hassas coğrafyanın
atık ve güvenlik lojistiğini sağlamak adına;
turizm işletmelerince fonlanan,
yerel yönetim denetiminde çalışan
özel bir “Yeşil Zabıta” ekibi
gece gündüz sahada olabilir.
Çünkü sürdürülebilirlik;
sadece tabelalara yazılan bir slogan değil,
nöbet tutan bir vicdandır.
Projenin resmi protokolünde
yerel halkın,
dağ köylülerinin,
esnafın yer almaması ise;
sosyal adalet açısından
büyük bir eksikliktir.
Rota;
yalnızca lüks tesis misafirlerine hizmet eden
izole bir eğlence alanına dönüşmemeli…
Turizmin katma değeri
doğrudan tabana yayılmalıdır.
Parkur hattındaki köylerde yaşayan halka
agro-turizm
ve doğa rehberliği eğitimleri verilmelidir.
Köylü kadınların doğal ürünlerini satabileceği
doğayla uyumlu
“Yerel Üretici Durakları”
stratejik noktalara kurulmalıdır.
Rotaya eklenecek
QR kodlu interaktif tabelalarla;
bölgenin göç hikâyeleri,
Laz, Gürcü ve Çerkes kültürel mirası
bir hafıza koridoru gibi yaşatılmalıdır.
Ekonomik kazanç da,
aidiyet duygusu da
halka yayılmalıdır ki;
Sapancalı bu doğayı
ticari bir mal gibi değil,
canı pahasına koruyacağı
öz mirası olarak benimseyebilsin.
Ve son söz…
Sapanca-Soğucak Ekoturizm Projesi;
ilçemizin turizm vizyonunu
betondan kurtarıp
doğaya iade edebilecek
muazzam bir fırsattır.
Bu vizyoner adımı
yürekten destekliyoruz.
Ancak biliyoruz ki;
başarı,
bilimsel ve korumacı Master Plan’ın
sahada gerçekten uygulanmasına bağlıdır.
Önümüzde duran
bu 85 kilometrelik büyük fırsat;
sadece tabelalarda kalan
bir halkla ilişkiler çalışması olmamalıdır.
Taşıma kapasitesinden ödün vermeyen,
sıfır atık ilkesini uygulayan,
köylüsünü ve kültürel mirasını baş tacı eden
örnek bir başarı hikâyesine dönüşmelidir.
Biz sapanca.info olarak;
ormanlarımızın derinliklerine atılacak
her adımın
en yakın takipçisi
ve en yapıcı yol arkadaşı olmaya
devam edeceğiz.
Çünkü…
başka Sapanca yok.


1 Yorum
Bu projede bilirkişi veya idea danışmanı olarak Şükrü Öztaş abimizin destek ve değerlendirmelerini sabırsızlıkla bekliyorum. Kendisi bu bu projenin fetüs babasıdır. Sevgi ve saygılar.