Sapanca INFO

Roma Dönemi’nde Sapanca Bölgesindeki Dini İnanışlar

Eskiçağlardan günümüze Sapanca ve çevresi büyük şehirlerin hinterlandında bulunması itibariyle büyük öneme haizdi.  



Eskiçağlardan günümüze önemli yerleşim alanlarından biri olan Sapanca ve çevresi, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde İznik, İzmit, Bursa ve İstanbul gibi büyük şehirlerin hinterlandında bulunması, önemli yollar üzerinde yer alması, tarım arazileri ve sık ormanlıklara sahip olması itibariyle büyük önemi haizdi. 

Bu özelliklerinden dolayı tarihsel süreç içinde, özellikle de Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde büyük nüfus hareketliliğine sahne olan bölge, aldığı bu yoğun göç sebebiyle etnik yapısı ve sosyal dokusu oldukça farklı bir demografik yapıya kavuşmuş; bu yapıda farklı sanat, kültür ve folklor değerlerinin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. 

Sapanca ve çevresi, Antikçağ’da Bithynia olarak anılan coğrafi bölgenin sınırları içerisinde yer alıyordu. Bölge Hellenistik Bithynia Kralığı’nın M.Ö. 74’te Romalılara ilhakıyla birlikte Roma egemenliğine girmeye başlamış, nihayetinde M.Ö. 63’ten itibaren Romalı yönetici ve komutan Pompeius’un oluşturduğu “Pontus et Bithynia” Eyaleti’nin bir parçası idi. 

Antik Çağ’da çoğunluğu kırsal kesime denk düşen bölgenin, Roma İmparatorluk Dönemi’ndeki dini inanışları, burada yaşayan bilhassa Hellen kökenli kırsal kesim inanışlarının yansıması şeklindedir. 

Roma egemenliğine girilmesi, bölgedeki Hellenik kültürel unsurları değiştirmemiş, dini inanışlar da, eskiden olduğu gibi aynı çerçevede devam etmiştir. 

Yüzey araştırmalarında kayda geçmiş, Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait Eski Yunanca yazıtlı adaklar, bu devamlılığı açık bir şekilde ortaya koymaktadır. 

Tapınım gören tanrı ve tanrıçalar arasında Zeus kültlerinin önemli bir yeri vardır. Bunlar arasında “Zeus Bronton”, “Zeus Okkonenos”, “Zeus Ouebreanos”, “Zeus Soter” ve “Theos Agathos”un, dini inanışlar arasında önemli bir paya sahip olduğu gözlemlenir. 

Sahip olduğu söz konusu Epitheton’ları, Zeus’un bölgedeki Hellen öncesi var olan yerel tanrılarla kaynaştığını ve ayrıca kültlerinin niteliğini genel hatlarıyla ortaya koymaktadır. 

Bu dini unsurların yanı sıra, Phrygia Bölgesi’nden doğarak, bölge üzerinden Pontos Eukseinos’a (Karadeniz) ulaşan ve içinden geçtiği tarım arazilerine hayat veren Sangarios nehri, bu özelliğiyle, çiftçi ve köylülerin şükranlarını sunduğu bir nehir tanrısı olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Kaynak: Academia

Yorum Yap

İçimdeki BEN, Dışımdaki SEN ve SAPANCA ...